Article

Kültür Noktaları – Culture Spots: Kısa Dönem Kültürel ve Yoğun Dil Pratiği Programı

Culture Spots

Önümüzdeki yaz tatilinizde 2-3 haftanızı, Almanca dil kursuna katılarak, çeşitli kültürel ve sosyal etkinlikler ve gezilerle, gönüllü bir Alman evsahibi aile yanında kalarak Nuremberg, Almanya’da geçirmek isterseniz, Kültür Noktaları – Culture Spots: Kısa Dönem Kültürel ve Yoğun Dil Pratiği Programı tam size göre!

9 – 23 Temmuz 2016 (isteğe göre 30 Temmuz’a uzatılabilir) tarihlerinde gerçekleşecek program, Nuremberg, Bavaria’da dil kursu ve öğleden sonra aktivitelerini, iki haftalık aile yanı konaklamasını ve isteğe bağlı olarak fazladan bir haftalık Almanya gezisini içeriyor. Program başlangıcı itibariyle 14,5 – 17 yaşları arasındaki öğrencilere açık.

Programın içeriği

YFU tarafından özenle seçilen gönüllü evsahibi aileler yanında 2 hafta konaklamanın (yemekler dahil) dahil olduğu programda, deneyimli ve yabancı dil olarak Almanca’nın öğretimi konusunda sertifikalı bir öğretmen tarafından 8 gün boyunca 32 saatlik sertifikalı dil kursu verilecektir (her ders saati 45 dk’dır).

Öğrencilerin Almanca dil seviyeleri bir ön dil sınavı ile belirlenecek olup, başlangıç kursu mevcuttur. (Başlangıç düzeyi ve ileri başlangıç düzeyi olmak üzere iki farklı kurs sunulmaktadır. Her kursta yaklaşık 8-10 öğrenci olacaktır. Katılımcıların kurstan en iyi şekilde faydalanmaları için Almanca düzeylerinin birbirlerine yakın olması çok önemlidir.) Katılımcılar kurs sonunda bir katılım sertifikası (dil sertifikası değil) alacaklardır.

Hafta içinde öğleden sonraları YFU tarafından gezip görme aktiviteleri ile eğitimsel geziler (müzeler, şehir turu, bölgedeki ilgili yerlere geziler vs.) gerçekleştirilecektir. Akşamları ve hafta sonları evsahibi ailelerle geçirilecektir.

Culture Spots

Genel Program Akışı

  • 9 Temmuz 2015 – Münih’e uçuş, Nuremberg’e otobüs (shuttle) ile ulaşım, evsahibi aileler tarafından karşılanma
  • 9 – 10 Temmuz – Evsahibi aile ile hafta sonu
  • 11 Temmuz – Varış Oryantasyonu
  • 12 – 21 Temmuz – Dil kursu (sabah), kültürel aktiviteler (öğleden sonra), evsahibi aile ile zaman geçirme (akşamlar ve hafta sonları)
  • 22 Temmuz – Geri dönüş oryantasyonu, evsahibi ailelerle veda partisi
  • 23 Temmuz – Almanya turu yoksa: Evsahibi ülkeye geri dönüş, Nuremberg’den Münih’e otobüs transferi, Münih’ten uçuş
  • 23 – 29 Temmuz – Almanya turu
  • 30 Temmuz – Almanya turundan sonra: Evsahibi ülkeye Münih’ten uçak ile dönüş

Program ücreti: 3650 Euro (2 haftalık program) – Gezi Programı: 1150 Euro

Program ücretine dahil olan masraflar

  • Vize desteği (gerekli davet mektupları ve destek yazılarının sağlanması, vize başvurusu konusunda bilgilendirme)
  • Sağlık, kaza ve sorumluluk sigortası
  • Özenle seçilmiş gönüllü YFU evsahibi aile yanına yerleştirme
  • Ankara, İstanbul veya İzmir’den Münih’e gidiş-dönüş seyahat masrafları
  • Seyahat işlemleri ve havaalanı desteği (Havaalanı karşılama ve yerel ulaşım desteği)
  • Almanya içinde evsahibi ailenin bulunduğu yere gidiş-dönüş yerel ulaşım masrafları
  • Ayrılış Öncesi Eğitim (1 günlük)
  • Aile destek programı ve oryantasyon (opsiyonel)
  • Almanya’da düzenlenecek olan Varış Sonrası Oryantasyonu (1 gün)
  • 2 haftalık Almanca dil kursu (toplam 32 saat) ve Katılım Belgesi
  • Program süresince yapılacak gezi ve kültürel etkinlikler
  • Program süresince YFU Almanya gönüllülerinin grup liderliği
  • Almanya’da düzenlenecek olan Geri Dönüş Oryantasyonu (1 gün)
  • Dönüş Sonrası Uyum Oryantasyonu ve Gönüllü Eğitimi (Türkiye’de programı tamamladıktan sonra 3 gün konaklamalı – eğitim yerine geliş-gidiş yol masrafları dahil değildir)
  • Program süresince YFU Ulusal kuruluşu ve gönüllüleri tarafından sağlanan destek
  • Evsahibi aile oryantasyon programı
  • YFU idari giderleri
  • Öğrenci danışmanlık hizmetleri
  • Ek profesyonel danışmanlık hizmeti (gerekiyorsa)
  • YFU 24 saat acil yardım hattı

Program ücretine dahil olmayan kalemler

  • Seyahat planı değişikliklerinden doğan cezalar
  • Ekstra bagaj ücretleri (Havayolu şirketinin kuralları çerçevesinde)
  • Vize başvuru ücreti ve ilgili masraflar
  • Pasaport ücreti
  • Yurtdışı çıkış harcı
  • Kişisel harcamalar-Cep Harçlığı (300 Euro civarında)
  • Türkiye’deki oryantasyonlara (Ayrılış Öncesi Eğitimine ve Dönüş Sonrası Uyum Oryantasyonuna) ulaşım masrafları

İsteğe bağlı gezi: Almanya Turu

Tüm gezi ayarlamaları YFU ve deneyimli seyahat ekibi tarafından gerçekleştirilecektir. Ulaşım (otobüs), konaklama, refakat edecek ekip ve giriş ücretleri ile kahvaltı ve her gün bir sıcak yemek bu ücretin içindedir. İlave yemekler ve kişisel harcamalar öğrencinin kendisi tarafından karşılanmalıdır.

Gezi bir hafta sürecek, Nuremberg’de başlayıp Münih’de sona erecektir, böylece öğrenciler Münih’den uçaklarına binebileceklerdir. Ziyaret edilecek yerler Weimar, Berlin, Potsdam, Munich and Berchtesgaden National Park şehirlerini kapsamaktadır.

Gezi süresince çok çeşitli etkinlikler gerçekleştirilecektir. Örneğin; rehberli turlar, tekne turu, Alp Dağları, sokak sanatı atölye çalışması ve gezisi, kale gezisi, tuz madeni gezisi, müzeler, kafeler vs. Alman kültürünün tarihi ve siyasi yönleri de Meclis, Berlin Duvarı ve bir toplama kampı gezileriyle işlenecektir.

Başvuruda bulunmak için: Lütfen aşağıdaki başvuru formunu doldurarak bilgi@yfu-turkey.org adresine iletiniz.

Son başvuru tarihi: 09 Mayıs 2016

 

 

Leave a Comment
Article

Merhaba Deutschland Programı gönüllü evsahibi aileler arıyor

Merhaba Deutschland – Hallo Türkiye kısa süreli değişim programı kapsamında bir hafta süreyle Almanya’dan gelecek olan bir lise öğrencisine Gönüllü Evsahibi Aile olarak, 2015 yazında hem öğrencimize hem de ailenize kültürlerarası bir deneyim yaşatabilirsiniz.

YFU – Youth For Understanding Türkiye, kar amacı gütmeyen uluslararası bir öğrenci değişim kuruluşu. 1951 yılında kurulan YFU, 60 ülkede bulunan üye kuruluşları aracılığıyla çalışmalarını dünya çapında yürütüyor. YFU’nun misyonu, değişen ve birbirine bağımlı dünyada gençleri sorumluluklarına ve var olan fırsatlara hazırlamak. YFU aracılığıyla her yıl 15-18 yaşları arasında  binlerce öğrenci farklı bir ülkede eğitimine devam etmekte ve bu süre boyunca da gönüllü evsahibi aileler tarafından misafir edilmekte.

YFU Türkiye, YFU Almanya ve Goethe Enstitüsü’nün birlikte yürüttüğü ve Mercator Vakfı tarafından desteklenen Merhaba Deutschland – Hallo Türkiye programı, Alman ve Türk gençlerine yönelik bir değişim programı. Program kapsamında Almanya’dan gelecek 30 lise öğrencisi Temmuz ve Ağustos aylarında üç haftalık program süresince Türkiye’yi bizzat tanıma şansına  sahip olacaklar.

Gençlik kampı ve Türk aile yaşamını tanıma

Programın bir bölümünde öğrenciler Goethe Enstitüsü’nün düzenlemiş olduğu gençlik kampına katılacaklar, ikinci bölümünde ise Türk kültürü ve aile yapısını daha yakından tanıyabilmek üzere bir hafta boyunca gönüllü evsahibi ailelerin yanında kalacaklar. Öğrenciler 2015 yazında, İzmir’de düzenlenen kamplara katılacaklar.

Gönüllü evsahibi aileler…

Evsahibi aileler, öğrencileri karşılık beklemeden, kültürel değişimi desteklemek amacıyla misafir eden gönüllü ailelerdir. Öğrencilerin, evsahibi ailelerin yanında misafir edilmeleri, öğrenci değişimi programları konusunda son derece tecrübeli olan YFU Türkiye tarafından organize ediliyor. YFU, öğrencilerini İzmir’deki gönüllü evsahibi ailelere yerleştirecek. Program ise 2 – 8 Ağustos 2015 tarihleri arasında gerçekleşecek.

Eğer siz de İzmir’de yaşıyorsanız ve Almanya’dan gelecek olan yabancı değişim öğrencilerimize evinizi açmak isterseniz, evsahibi aile linkinden başvurunuzu yapabilirsiniz. Başvuru formunu doldururken, Ne kadar süreyle bir öğrencinin evsahibi ailesi olmak istiyorsunuz? sorusunda lütfen, MERHABA Programı seçeneğini işaretleyiniz.

Sorularınız ve detaylı bilgi için tugce@yfu-turkey.org adresine e-posta gönderebilir ya da 0-312-2122481 numaralı telefondan YFU Türkiye ofisi ile iletişime geçebilirsiniz.

Leave a Comment
Article

Evsahibi ailemle güçlenen bağlarım

YFU ile değişim öğrencisi olarak tanışıp, sonrasında YFU gönüllüsü olan Soner, dört yıl önce evlerinde yaşamaya başladığı evsahibi ailesiyle ilişkisini, güçlenen bağlarını anlatıyor…

Değişim öğrencisi olmaya karar verdiğimde 17 yaşındaydım, şimdi ise 21 olmak üzereyim. Şu anda aday öğrencilerin ve ailelerin aklında olduğu gibi ben ve ailemin de ben gitmeden önce aklında cevaplanması güç sandığımız birçok soru vardı, bunların en büyüğü de aileydi. Onlara uyabilir miydim? İyi anlaşabilir miydik? Ve en önemlisi, beni severler miydi? Çok geçmeden aslında bu kaygılarımızın hepsinin yersiz olduğunu öğrendim. Onlara geldiğim günden bu yana dört yıl geçti ve biz hala ufak bir bütünün daha çok uzun yıllar bölünmeyecek bir parçasıyız. Ailem seçilene kadar çok beklemiştim ama şu anda neden bu kadar beklediğimi anlıyorum. Gönüllülük yaptıkça fark ettim ki YFU tarafından bir aileye yerleştirilmek bazen uzun bazen kısa bir süreçtir bunun nedeni ise mükemmel eşleşmeyi bulmak sanırım. Titizlikle seçilen ailelere aynı titizlikle seçilen öğrencileri yerleştirmek bir hayli zor ve sonuçlarsa benim durumumda olduğu gibi bir hayli güzel.

Size biraz ev sahibi ailemden ve onlarla geçirdiğim senemden bahsetmek istiyorum. İlk defa 2011 senesinde tanıştık. Beni büyük bir mutlulukla karşıladılar, sanki uzun zaman sonra eve geri dönen çocukları gibiydim. Yavaş yavaş birbirimizi tanımaya ve alışmaya başladık. Arada ufak problemler olmuyor değildi ki bunlar bile konuşulduğunda çabucak çözülüyordu ve biz hiç olmamış gibi devam ediyorduk yaşamaya. Bu problemler aslında bana iletişim kurmanın günlük hayatımdaki etkisini de öğretmiş oldu dolaylı yoldan. Beni gittikleri her yere beraber götürüp, yaşadıkları birçok şeyin parçası olmama izin verdiler. Beraber sayısız hatırlarla, anılarla ve kazanımlarla dolu, tadı hala damağımda kalan ve uzun gibi görünse de göz açıp kapayıncaya kadar geçen bir yıl geçirdik.

Aslında kolay gibi görünse de elveda deyip evine geri dönmek benim için çok zor olmuştu. Ben yokken sayısız şey değişmişti, hem benim içinde hem de yeni döndüğüm evimde. Takvimdeki sayılar değişmiş, sene 2012 olmuştu. Artık farklı yerleri özlemeye başlamıştım. Almanya’daki yaşantım, ailem, arkadaşlarım ve daha bir sürü şeyi sık sık Almanya’da Türkiye’yi canlandırdığım gibi canlandırıyor ve oradakilerle iletişim kuruyordum. Çok geçmeden evsahibi ailem Türkiye’ye beni ziyarete geldi. Onlara yaşadığım şehir olan İstanbul’u göstermek sanki boynumun borcuydu. Öyle ki, bir hafta boyunca benim bile daha önce gitmediğim yerlere gidip görmediğim şeyleri gene onlarla keşfetme fırsatı yakalamıştım. Ne yazık ki bir hafta sonra onlar da gitti ve biz gene birbirimize elveda değil ilk defasında olduğu gibi, sonra görüşürüz demiştik böylece birbirimizi tekrar görmeyi garanti altına almış oluyorduk.

2013’de üniversite sınavına girdikten sonraki yaz tatilimde bu sefer sıranın bende olduğunu anlayıp tekrar ziyaretlerine Almanya’ya gittiğimde neredeyse hiçbir şey değişmemişti, sanki hayatıma tatilden sonra devam ediyor gibiydim. Evimde aynı odada kalıp, aynı arkadaşlarımla dışarı çıkmış ve ailemle bıraktığım yerden devam etmiştim. Sınav sonucum açıklandığında beraber sevinmiş, beraber kutlamıştık ama ben İstanbul’a dönerken ise gene beraber üzülmüş ve sonra görüşürüz demiştik.

Arada sık sık görüşüp konuşsak da birbirimizi tekrar özlemiştik. Bir yıl daha geçmiş, 2014 olmuştu sene. Ben kısa bir süreliğine gene evime gitmiştim fakat bu onlara yetmemişti ki beni o yıl çıktıkları Sırbistan tatiline davet etmişlerdi. Böylece onlarla tekrar bir şeyleri beraber keşfedip tadını çıkarma fırsatı bulmuştum. Sırbistan, evsahibi kız kardeşimin önceki sene değişim yılı yaptığı yerdi, kendi evsahibi ailesini ziyaret edebilmesi için seçilmişti. Böylece o da ikinci ailesini tekrar görebilme şansı bulmuştu. Fotoğrafta görünen ise üç farklı milletin insanından oluşan tek bir aile.

Ben Türkiye’ye döndüm döneli dört yıl oldu ve son zamanlarda takvimdeki o büyük rakam bir kez daha değişip 2015 oldu. Öyle sanıyorum ki o büyük rakam büyüdükçe ev sahibi ailem ve benim aramdaki bağ da büyüyüp güçleniyor.

Leave a Comment
Article

‘Merhaba günlükleri: Eda Lidya

Ocak ayı sonunda, Türkiye’den 30 öğrenci, “Merhaba Deutschland – Hallo Türkiye” isimli kısa dönem değişim programımız ile Almanya’ya giderek iki hafta süreyle gönüllü evsahibi ailelerin yanında kaldılar. Kısa süreli de olsa yeni bir değişim deneyimi yaşayan öğrencilerimiz, Almanya’da geçirdikleri zamanları ve izlenimlerini blogumuzda bizlerle paylaşıyor. Yazı dizimize Eda’nın izlenimleriyle devam ediyoruz…

I’m very happy that I participated in the program YFU organized. In the beginning we had a orientation meeting in Ankara and Germany. During those 15 days they gave as the contact numbers of YFU members in case of an emergency. On the second day in Germany we met our host families. They welcomed us very friendly!

In the beginning I thought it was hard to adapt to the family but after a few days it was ok. Everyone was nice to me! I had the chance to eat traditional food and during the weekend we went to Cologne and Vienna we visited the Stephansdom – its similar to a cathedral. The style of the church really fascinated me, because the windows and walls were differently decorated. I’ve tried classical German Bretzeln and Berliner. Sometimes we had some misunderstandings because of cultural differences, but we could always solve them. I felt like a family member instead of a visitor.

I am really happy that I joined that program and luckily I am a YFU family member. I really recommend this program because it strengthens my self- confidence!”

Leave a Comment
Article

‘Merhaba’ günlükleri: İnci

Ocak ayı sonunda, Türkiye’den 30 öğrenci, “Merhaba Deutschland – Hallo Türkiye” isimli kısa dönem değişim programımız ile Almanya’ya giderek iki hafta süreyle gönüllü evsahibi ailelerin yanında kaldılar. Kısa süreli de olsa yeni bir değişim deneyimi yaşayan öğrencilerimiz, Almanya’da geçirdikleri zamanları ve izlenimlerini blogumuzda bizlerle paylaşıyor. Yazı dizimize İnci’nin değişim günlüğü ile başlıyoruz…

Yeniden doğmak gibiydi…

‘Merhaba Deutschland’ programı ile Almanya’da geçirdiğim iki hafta hayatımda bir dönüm noktasıydı. Geçirdiğim iki haftanın sonunda kendimi yeniden doğmuş gibi hissettim çünkü artık yeni bir ailem vardı. Evsahibi ailemle geçirdiğim zaman çok kaliteliydi. O kadar güzel ve sıcak bir ortam vardı ki kendimi evimde gibi hissettim. Beraber gezdik, eğlendik, yemek yaptık, host kardeşimle okula gittik, oyunlar oynadık… Kendimi hiç yalnız hissetmedim, bir sorunum olduğumda hemen yardımıma koştular. Öz ailem gibiydiler.

Bu deneyim güzel olmasının yanı sıra benim için oldukça eğiticiydi de. İki hafta boyunca Türkçe yerine Almanca düşündüm. Günlük dil açısından oldukça iyi bir pratik fırsatı yakaladım. Kelime dağarcığım genişledi. Almanca düşünmenin ve konuşmanın eğlenceli yanları da vardı elbet. Telaffuzda zorluk yaşayınca doğrusunu öğrenene kadar hepimiz açısından eğlenceli dakikalar geçiriyorduk. :)

Bu iki haftalık sürecin hem bana hem de aileme çok şey kattığını düşünüyorum. Orada geçirdiğim süre boyunca Alman kültürü, günlük yaşantısı, yemekleri vb. hakkında çok şey öğrendim. Deyimi yerindeyse “Alman gibi yaşamayı öğrendim.”  Evsahibi aileme de Türk kültüründen, gerek yemeklerimiz gerek dilimiz gerek yaşayışımız olsun birçok unsurumuzu aktarmaya çalıştım. Tam anlamıyla birbirimize kültürlerimizi yaşattık.

Yeni bir aile, yeni bir ev, yeni arkadaşlar, yeni bir okul… Bu muhteşem deneyim için YFU Türkiye, YFU Almanya, Mercator Vakfı ve Goethe Enstitüsü’ne, her türlü sorunumuzla ilgilenen Duygu Bahçekapılı’ya, bu süreçte öz ağabey ve ablalarımız gibi bizlerle ilgilenen Soner Uzanır, Nur Püsküllü ve Selen Özkan’a en içten teşekkürlerimi iletiyorum.

Uzun dönem programınıza katılıp bir sene gitmeyi çok isterim ve herkese tavsiye ederim.

Bir gün her gencin bu güzel deneyimi yaşaması dileğiyle…”

Biz de İnci’ye teşekkür ediyor, sevgilerimizi gönderiyoruz!

Leave a Comment
Article

Ali’nin Almanya günlüğü

Değişim yılını Almanya’da geçiren Ali, ilk günlerinden ve yeni yaşadığı ‘abilik’ rolünden söz ediyor.

Merhaba, ben Ali,

Almanya, Münih’de değişim öğrencisiyim. YFU Türkiye’nin bloğuna yazı yazmanın benim için ayrı bir anlamı var, çünkü ben de buradaki yılımın kararını bir bloğu okuyarak karar verdim. Klasik bir cümle olacak ama buradayken günler ve hatta aylar çok hızlı geçiyor, hem de inanılmaz hızlı. Öncellikle oryantasyon kampında öğrendim her şeyi neredeyse aktif olarak kullandığımı söylemek istiyorum.

Uçaktan indiğim anda içimde oluşan o korku duygusu, yeni ailemin bana el sallaması ve gülümsemesiyle bir anda kayboldu diyebilirim. Dil kursu ile geçen haftaları gerçekten de asla unutmayacağımı söyleyebilirim, çünkü hayatımın en hızlı ve eğlenceli üç haftasıydı. Münih’e geldiğinde hayatımda şu ana kadar yaşamadığım ama çok özleyeceğimi bildiğim bir duyguyla tanıştım: ABİLİK. Evet, artık üç yaşında bir kız kardeşim vardı ve nasıl olduğunu anlamadan onu gerçek kardeşim gibi sevmiştim.

Yaşadığım birkaç kültürel değişiklikten dolayı ve bir klasik olan ilk okul gününde moralimin bayağı bir bozulduğunu söyleyebilirim. Ancak biraz çabaladıktan ve sabrettikten sonra her şeyin kendiliğinden olacağını asla unutmadım diyebilirim. Bir Münih klasiği olan Oktoberfest’e gittikten sonra arkadaşlarım beni tanımaya ve konuşmaya başladı. Buradaki ailem de gerçekten 2. ailem oldu. Üç aydır burada olmama rağmen bu kadar şey yazdığım için mutluyum. Umarım programım böyle devam eder ve harika geçer. Bana böyle bir fırsatı verdiği için YFU ailesine çok teşekkür ediyorum. Umarım benim yazım da başka değişim öğrencilerine gitme sebebi olur. :)

 

Leave a Comment
Article

‘Şu anda her şey çok güzel’

YFU Türkiye ile İsviçre’ye giden Çağan, yeni ülkesi ve okulundaki ilk günlerini anlatıyor…

İlk günler, öncelikle ilk geldiğim gün biraz gergindim havaalanında, çünkü ailemin nasıl bir aile olduğunu bilmiyordum. İyi anlaşabilecek miyiz ya da anlaşamazsak ben aile mi değiştirmek zorunda kalacağım, tekrar yeni baştan alışma süreci mi olacak diye bazı korkularım vardı. Bütün bunlara rağmen havaalanında beni gayet iyi ve içten karşıladılar. Tabii bu beni mutlu etti ve biraz da rahatlattı. Sohbet ettik ben onlara kendimi anlattım, onlar bana kendilerinden bahsettiler eve giderken.

Eve geldiğimizde, evet, ben biraz rahatlamıştım ama hala gerginliğim ve bazı korkularım vardı. İlk hafta aile ile alışmakla geçti ve ailenin diğer üyeleriyle tanıştım. Tabii etrafımdaki herkes hiç bilmediğim bir dili konuşuyor ben bilmediğim için aralarına giremiyorum. İlk haftam böyle geçti ve ikinci hafta biraz sıkıldım çünkü yapacak bir şey yoktu (o zamanlar öyle düşünüyordum), doğru düzgün kimseyle konuşamıyor görüşemiyordum. Ne bir şeyler yapabilecek bir arkadaşım vardı, ne de beni anlayabilecek birisi. İkinci, üçüncü haftalar gerçekten Türkiye’ye dönmek istedim.

Sonrasında YFU’nun oryantasyonda açıkladığı alışma süreci, inişli çıkışlı dönemler aklıma geldi ve zor da olsa o haftaları geçirdim. Sonrasında Almanca kursumdaki değişim öğrencileri ile anlaşmaya, bir şeyler yapmaya başladık. Bu sırada aile ile iyice yakınlaştım ve o başta hissettiğim korku, sıkıntı hepsi kayboldu. İlerleyen zamanlar da dil konusunda da gelişme gösterdim, konuşulanların, hepsini olmasa da, anlayabiliyordum ve ben de biraz konuşabiliyordum.

Almanca’ya alışırken

Şimdi bütün değişim öğrencileriyle tanıştım ve hafta sonları aktiviteler yapıyoruz, aile ile aram çok iyi. Daha yeni onlarla birlikte tatilden döndüm. Okuluma henüz iki hafta gittiğim için herkesle çok iyi değilim ama bana sınıfımın yaklaşımı da çok güzel oldu açıkçası. İki hafta görüşmemize rağmen bana bazen hafta sonları dışarı çıktıklarını ve benim de gelmemi istediklerini söylediler.  Biraz zamana ihtiyacım var tabii onlarla ama iyi anlaşacağımızı düşünüyorum.

Almanca konusu da, ailem artık benimle sadece Almanca konuşuyor ve anlayabiliyorum. Ben de elimden geldiği kadar konuşmaya çalışıyorum. Zaten yanlış yaptığım zaman bana doğrusunu da öğretiyorlar. Gerçekten bu konuda yaklaşımları çok iyi. Okulumda arkadaşlarım benimle Almanca konuşup, açıklama yapıyorlar. Onlar da yardımcı oluyor, çünkü şu an tek sorunumun dil olduğunu biliyorlar.

Şu anda her şey çok güzel. İleriki dönemlerde Almanca’yı çözdüğüm zaman her şey çok daha güzel olacak ve biliyorum ileriki zamanlarda inişli çıkışlı dönemler yaşayabilirim ama buna hazırlıklıyım. Dediğim gibi tek sorunum dil, onu da hallediyorum ama biraz daha zamana ihtiyacım var. Sonrasında da değişim yılımı, belki de hayatımın en iyi yılı olacak dönemi çok mutlu bir şekilde tamamlayıp ülkeme dönmeyi düşünüyorum.

Leave a Comment
Article

‘İyi ki buradayım’

Damla Melisa, ABD’deki değişim yılının ilk günlerini anlatıyor…

Merhaba. Ben Damla Melisa. Michigan’da değişim öğrencisiyim. Buraya geleli 50 gün olmuş. Olmuş diyorum çünkü ilk üç gün bir yıl gibi, son 40 gün bir gün gibi geçti benim için. İlk günlerin çok uzun geçtiğini düşünmemin sebebi de daha önce hiç bu kadar çok duyguyu bir arada hissetmemiş olmam sanırım. Yola çıktığım andan itibaren bir yanda endişeleri olan, panikleyen ben; diğer yanda heyecanlı, mutlu ve merak eden ben vardım. Endişelerim olması sorun değildi fakat paniklediğim zaman bundan başka hiçbir şey düşünemiyordum; dolayısıyla devam etmemi ve buraya kadar gelmemi sağlayan da içimdeki heyecan ve meraktı.

Şu an kaldığım yerde doksan bin kişi yaşıyor. Doğup büyüdüğüm şehirde ise üç milyondan fazla kişi yaşıyordu. Ulaşımda toplu taşımayı kullanmaya, çoğunlukla yürümeye, ulaşmak isteyebileceğim her şeyin yürüyüş mesafesinde olmasına ve etrafımda sürekli yürüyen, konuşan birilerinin olmasına, apartmanlara, ufuk çizgisini görememeye ve tüm bu kalabalığa alışmıştım. Buradaysa gördüğüm tek toplu taşıma aracı okul otobüsü. Ulaşım arabayla sağlanıyor ve etraf çok sakin.

Alıştığım, bildiğim çoğu şeyi, uzun bir süre için okyanusun ötesinde bıraktığımı ve ailemden başka hiç kimseyi bilmediğim bir yere geldiğimi fark etmiş olmanın beni ilk günler endişelendirdiği zamanlar oldu. Bazen bu endişelerimin yerini merak alıyordu fakat sonra tekrar endişelenmeye başlıyordum. Bir iki gün sonra, ne zaman moralim bozulsa bunun yerini yakında mutluluğun alacağını fark etmeye ve canımın sıkıldığı zamanları bile değerlendirmeye, düşündüklerimden bir şeyler öğrenmeye çalışmaya başladım. Bunları fark edince üzüldüğüm ya da endişelendiğim bu zamanların bile eğlenceli olmaya başladığını söyleyebilirim.

Yeni bir okul deneyimi

Ben vardıktan yaklaşık on gün sonra okullar açıldı. Okul ilk hafta çok büyük ve karmaşık gözüküyordu. Artık karmaşık gelmiyor. Türkiye’de olduğunun aksine burada öğrencilerin değil, öğretmenlerin sınıfı var. Dolayısıyla biz her ders ayrı sınıfa gidiyoruz ve bu nedenle her gün aynı dersleri görüyor olsak da sınıfta herkes birbirini tanımıyor. Okulda sosyal aktiviteler çok fazla bu sayede hemen hemen herkes ya bir enstrüman çalıyor ya da bir spor takımında.

Benim devam ettiğim okula geçmiş yıllarda da değişim öğrencileri gelmiş o yüzden buradaki öğrencilere bize geldiği kadar sıradışı gelmediğini düşünüyordum fakat değişim öğrencisi olduğumu ve Türkiye’den geldiğimi söylediğimde bir kısmına ilginç geliyor, sorular soruyorlar ve bu soruları yanıtlamak gerçekten çok mutluluk verici. Tüm düşündüklerimi yazmak çok zor. Henüz geleli kısa bir zaman oldu fakat bu kadar zamanda bile pek çok ülkeden arkadaşlar edindim, şu an yaşadığım yerle ilgili bir çok şey öğrendim ve geldiğim yerle ilgili pek çok şeyi de buradayken fark ettim. Bundan sonra da öğrenmeye devam edeceğim. Şu ana kadar mutlu olduğum, üzüldüğüm, özlediğim, korktuğum, şaşırdığım zamanlara baktığımda hep “İyi ki buradayım!” diyorum. Çok teşekkür ederim!

Leave a Comment
Article

İzlemek ve anlamak

Değişim yılını YFU ile Almanya’da geçiren Kerim’den yeni bir kültürü tanıma ve anlama üzerine…

Burada, Almanya’da, hemen bir tren istasyonunun yanında oturmanın kolaylığıyla çok rahat başka yerlere gidip, farklı yerleri ziyaret edebiliyorum. Fotoğrafların çoğunda, oryantasyon programında edindiğim arkadaşlar ve onlarla gittiğim yerler bulunuyor. Bu programda beş farklı ülkeden insanlarla tanışma şansını yakaladım ve onlardan da kendi ülkeleri hakkında çok şey öğrendim.

Almanya’yla ilgili de ilk düşüncem insanların çok formal olmasıydı. Bu durum başta bana biraz soğuk gelse de, daha sonra insanları tanıdıkça bunun hiç de sorun olmadığını ve hatta her düşündüklerini direkt yüzüne söylemeleri gibi yanlarının onlara daha rahat güvenebilmeni ve daha iyi ilişkilere sahip olabilmeni sağladığını anladım. Bir değişim öğrencisi olarak kesinlikle yargılamamanın, yalnızca izlemenin ve anlamaya çalışmanın değişim yılından olabildiğince fazla şey kapabilmek için altın kurallardan olduğunu düşünüyorum.

Leave a Comment
Article

‘Önümde koskoca bir yıl beni bekliyor’

YFU ile Almanya’ya giden Emre, yeni hayatıyla ilgili ilk izlenimlerini paylaşıyor.

"Kısa bir süre içinde kaynaşmayı başardığımız ailemle ilk günümüzden bir fotoğraf. Johanna, David, Frank ve ben. Fotoğrafı çeken ise Steffi."

 

Gün geldi çattı. Büyük bir maceraya doğru yelken açacağım zaman geldi. Uçağa ilk bindiğim anda kafamda ne yaşayacağıma, önümdeki koskoca bir yılın nasıl geçeceğine dair hiçbir fikrim yoktu. Nasıl geçtiğini anlayamadığım bu üç haftalık süreçte kendimi artık değişim yılına hazır hissediyorum.

"Hafta sonu Baltık Denizi'ndeydik. Hava güneşli ama rüzgarlı, deniz ise (bana göre) çok soğuktu ama girip yüzmeyi başardım."

 

Bir misafir gibi değil de, ailenin bir parçası olduğumu hissettiğim Alman kültürünü keşfettikçe kendi kültürümü de keşfettiğim, aynı dili konuşmadığım insanlarla iletişim kurmaya çalıştığım, farklı kültürden gelen insanları yargılamadan tanımaya çalıştığım bir yaşam tecrübe ettim. Bunlar benim ilk izlenimlerimdi. Daha önümde koskoca bir yıl beni bekliyor.

"Dil kursumun ilk günü. Ailem bana küçük bir sürpriz yaptı. Alman çocuklara ilkokula başlarken, içi çikolata ve çeşitli hediyelerle dolu külahlar veriliyormuş. Evet bu yaşta da ilkokul hediyesi aldık. :)"

 

"Ailecek çevre kasabalardan kız futbol takımlarının oynadığı turnuvayı izliyoruz. Johanna da oynuyor ve çok yetenekli. Takım arkadaşları onun için bizim takımın Messi'si diyorlar. Alman Milli takımının neden şampiyon olduğunu anlamak çok da zor değil. Bu kadar küçük yerleşim yerlerinden 12 tane kız futbol takımının çıkması, daha önce futbol oynayabilen bir kız görmemiş olan benim için gayet şaşırtıcı."

Leave a Comment