Article

Merhaba Günlükleri : Sude

Ocak ayı sonunda, Türkiye’den 25 öğrenci, “Merhaba Deutschland – Hallo Türkiye” isimli kısa dönem değişim programımız ile Almanya’ya giderek iki hafta süren programın bir kısmında gönüllü ev sahibi ailelerin yanında kaldılar; diğer bir kısmında ise grup arkadaşlarıyla birlikte çeşitli atölye çalışmalarına ve seminerlere katıldılar. Kaldıkları sürede Almanya’nın Hannover ve Berlin şehirlerini tanıma fırsatı buldular. Kısa süreli de olsa yeni bir değişim deneyimi yaşayan öğrencilerimiz, Almanya’da geçirdikleri zamanları ve izlenimlerini blogumuzda bizlerle paylaşıyor. Yazı dizimize Sude’nin izlenimleriyle devam ediyoruz…

    FullSizeRender

Tanımadığımız insanlardan sürekli olarak selamlamalar duyduğumuz, öğle yemeğinde akşam yemeği yiyip akşam yemeğinde kahvaltı ettiğimiz; kırmızı ışığı görmeyip yola atladığımızda veya bisiklet yolundan yürüdüğümüzde tepki gördüğümüz ve sürekli olarak mineralli su içilen bir kültürdü bu. Hiç beklemediğim şey ise bizi birer birey olmaya zorlamalarıydı…

 

Bundan yaklaşık 1,5 ay önce Youth For Understanding’in “Merhaba Deutschland – Hallo Türkiye” programıyla Almanya’daydım. Geçirdiğim bu harika 15 gün, muhtemelen 15 yıllık hayatımın en güzel tatiliydi diyebilirim. Kimseyi tanımayarak başladığım günlerimin sonunda Türkiye’den, Almanya’dan ve hatta Kamerun ve Gana’dan birçok arkadaşım vardı.

Bir dil, o ülkenin kültürünü öğrenmekle en iyi öğrenilir derler. Hannover’a ilk ulaştığımızda, önümde benim için karanlık bir odadan farksız olan Almanya ve gerçekten küçük ve cılız bir ışık yayan el fenerinden başka bir şey yoktu. 5 gün Hannover’da, 5 gün Berlin’de ve tekrar 5 gün Hannover’da aile yanında konakladığımız bir programımız vardı. Gençlik otelinde geçirdiğimiz ilk 10 gün, hepimiz 3 yaşında bir çocuktan farksızdık. Yeni bir kültürün ortasına atılmıştık ve her şey farklıydı. Buluşma noktalarına 1 dakika geç kaldığımızda, yemek yerken telefonlarımızla ilgilendiğimizde veya dirseklerimizi masaya koyduğumuzda ayıplandığımız; tanımadığımız insanlardan sürekli olarak selamlamalar duyduğumuz, öğle yemeğinde akşam yemeği yiyip akşam yemeğinde kahvaltı ettiğimiz; kırmızı ışığı görmeyip yola atladığımızda veya bisiklet yolundan yürüdüğümüzde tepki gördüğümüz ve sürekli olarak mineralli su içilen bir kültürdü bu. Neyse ki el fenerimizin ışığı Alman ve Türk grup liderlerimiz sayesinde gün geçtikçe daha parlak bir hale geliyordu. Yeni bir şey öğrenmek için tek yapmamız gereken şey soru sormaktı.

IMG_8263

Alman parlamentosunu gördüm ve hükümet partisinden Belit Onay’la sohbet etme şansı yakaladım. Bir yıl için sadece 9 farklı kıyafeti olan, kişisel araç kullanmayı reddeden bir çevre aktivistiyle tanıştım. 2. Dünya Savaşı’nı Almanların gözünden de gözlemleme fırsatım oldu. Hiç beklemediğim şey ise bizi birer birey olmaya zorlamalarıydı. Almanya’ya giderken Berlin metrosunda gerçek bir Berlinli bulmak için insanları tek tek rahatsız edeceğimi, parkın ortasında tanımadığım birine doğum günü şarkısı söyleyeceğimi, daha İstanbul’da kullanmadığım otobüs ve metro hatlarını Berlin’de ezberlemek durumunda kalacağımı ve tek başına seyahat edeceğimi tahmin bile etmezdim. Grup arkadaşlarımdan birinin “Energizer!” diye bağırmasıyla şarkılar söyleyip danslar etmemizi de…

IMG_8491 kopya

Hayatımda geçirdiğim en dolu 15 gün nasıl özetlenir bilmiyorum. Biliyorum ki YFU sayesinde bu 15 günde bile çok daha kendi ayaklarımın üstünde durabilir hale geldim; sorumluluk bilinci, özgüven ve iş bitiricilik özelliği kazandım. Bize sadece yeni kültürler, yeni insanlar göstermek dışında unutulmaz dostluklar da kazandırdı. Belki muhteşem bir dinamiğe sahip olan grubumla denk gelmem benim şansımdı; ama grup liderlerimiz de dâhil olmak üzere kendimi yalnız hissetmeye fırsatım olmadı.

Gitmemi sağlayan herkese minnettar olduğum bu tatili asla unutmayacağım. Artık Almanya’da da birçok arkadaşım ve kapıları bana her zaman açık olan bir ailem var.

IMG_8910

No comments yet.

Leave a Reply