Article

Hemen YFU’ya başvurun! Değişin ve gelişin!

YFU ile değişim yılını Almanya’da geçiren Atakan, evsahibi ailesiyle ve okulundaki ilk günlerini anlatıyor, değişim deneyimini aklında geçirenlere tavsiyelerde bulunuyor…

“Merhaba, ben Atakan. 18 yaşında bir YFU değişim öğrencisiyim. Almanya’nın Spelle adlı kasabasının 400 kişilik bir köyünde yaşıyorum. Doğma büyüme İzmirli olan benim için burası çok farklı, dört milyondan 400 kişiye. :) Şu an değişimimin neredeyse 2. ayı bitti. Oryantasyon ve dil kursuna gittiğim muhteşem bir Ağustos ayından sonra kalıcı aileme geçtim ve Eylül’ün ikinci haftası okulum başladı. Değişim hissi çok farklı, açıklanamaz bir duygu. Düşünme tarzınız, bakış açınız o kadar kısa sürede değişiyor ki. Sadece eğlence değil tabii burası: Üzülüyor, mutlu oluyor, bazen çok saçma bir şey görüp (mesela yoğurt), evi özlüyorsunuz. Ama ben bu deneyimi yaşamayı seçtiğim ve yaşama şansı bulduğum için çok mutluyum.

“Şu ana kadar beraber yaşadığım iki aileden de çok memnun kaldım. İki aile de o kadar farklı ki, birinden diğerine geçiş ayrı bir değişim oldu benim için. Yetişkinler sizinle konuşmaya çok meraklı oluyor, sadece aileleriniz değil, ailelerinizin arkadaşları, dedeler, nineler, torunlar, hepsiyle çok iyi iletişim kurma şansınız var. Sizi etkinliklere davet ediyorlar, müziklerini, danslarını, kültürlerini öğretiyorlar. Ailelerle problemler de oluyor elbet, yaşam tarzlarına alışkın değiliz ve bazen iletişim kopukluğu yaşıyoruz. Ben açıkcası burada beklemeyi öğrendim. Bekleyince her şeyin yoluna girdiğini göreceksiniz, kendinizi ifade etmeye korkmayıp, isteğinizi belirtip bekleyince her şey yoluna giriyor. Doğru iletişim çok önemli.

Okulda ilk günler

“Biraz da okulumdan bahsedeyim. Okulum Lingen şehrinde. Okulumun ilk günü garipti. İlk kursumun hangi derslikte olduğunu biliyordum, direkt oraya yöneldim. Dar bir koridorda uçtaki odaydı. Ve o daracık koridorda tüm 12. sınıflar vardı. Benim dersliğimin önünde hepsi sıra olmuşlar! Ben de sıraya girdim, çünkü o kadar kalabalıktı ki, sınıfın girişini göremiyordum. Kimse benimle konuşmuyor, herkes bana uzaylı gibi bakıyordu. Sonra kalabalığın içinden biri geldi ve bana yöneldi. Çok hızlı Almanca konuştu, bu sefer uzaylı gibi bakma sırası bendeydi. Sonra İngilizce’ye çevirdi ve beraber sınıfa girdik, hocamla tanıştım. Kendimi tanıtacak kadar Almancam vardı. İlk dersimin İngilizce olması beni biraz rahatlattı. Sonraki dersler Almanca’ydı, neredeyse hiçbirşey anlamadım. :)

“Okulumun ilk haftası yeni insanlarla tanıştım. Başta kimsenin konuşmamasını bekliyordum, o yüzden sürekli ben konuşmaya çalıştım, kırık dökük Almancamla. Ama iki kişi dışında kimse gelip benimle tanışmadı, ‘Sen kimsin?’ diye sormadı. Benim tanıştıklarımdan kimisi yardımcı oldu, kimisi ise tanıştıktan sonra yüzüme bile bakmadı. Genel olarak millet konuşkan değildi, beni gözlemliyorlardı bir arkadaşımın dediğine göre. Biraz canım sıkkın olsa da, moralimi yüksek tutmaya çalıştım.

“İkinci haftam daha iyiydi, arkadaşlarım sorular sormaya başladı, daha iyi Almanca konuşuyordum. Ve insanlar da yavaş yavaş gelip benimle tanıştı. Hafta sonu bir şehir festivaline davet ettiler beni, çok iyi zaman geçirdik beraber. Her şeyin daha iyiye gittiğini hissedebiliyorum. Her geçen zaman diliminde yeni insanlarla tanışıyorum, arkadaşlıklarım da pekişiyor. Sizin çabanıza da bağlı, konuşkan ve onlarla tanışmaya, sohbet etmeye motive olduğunuzu gösterirseniz, bir gözlem sürecinden sonra belli insanlar sizinle konuşmaya başlıyor. Kimisinin umrunda değilsiniz, ki gayet normal. Yani benim tavsiyem, bazen çok de-motive olsanız da; hep konuşmaya çalışın, hobilerinizi, sevdiğiniz şeyleri ifade edin.

“Benim şimdiye kadar yaşadıklarımın çok çok kısa bir özeti burada… Değişim öğrencisi olmayı düşünüp bu yazıyı okuyanlara tavsiyem: Hemen YFU’ya başvurun! Değişin ve gelişin!”

No comments yet.

Leave a Reply