Article

Bir değişim deneyimi: Auschwitz ve ötesi

Geçtiğimiz eğitim yılını YFU ile Almanya’da değişim öğrencisi olarak tamamlayan Onur Göker, Almanya’dayken AJA (Alman değişim örgütleri şemsiye kuruluşu) etkinliğinde kalabalık ve seçkin bir davetli grubuna bir konuşma gerçekleştirdi.

Onur’un, Auschwitz Toplama Kampı’na yaptıkları ziyaretin üzerinde bıraktığı izlenimleri, değişim deneyimiyle birleştirdiği bu etkileyici konuşmasını sizlerle de paylaşmak istiyoruz.

Onur Göker, YFU Almanya Ulusal Direktörü, etkinliğe katılan milletvekilleri ve diğer değişim kuruluşlarının temsilcileriyle bir arada.

 

“Değerli Misafirler,

Öncelikle sizi geçen dokuz ay boyunca Almanya’da selamlandığım kadar içtenlikle selamlıyorum.

Bu ülke, bu dokuz ay ve bu içten selamlar bende öyle büyük izler bıraktı ki Ağustos ayının sonunda Hamburg’daki havaalanına yeni varmış hevesli, heyecanlı ama biraz da ürkmüş Onur’u bugün artık tanıyamam. Bu hissi olarak 50 yıl uzunluğundaki 9 ayı beş dakikalık bir konuşmada özetlemek imkansız. Bu yüzden size ondan küçük bir kesit anlatmak istiyorum: Bu süre içerisindeki en etkileyici anılarımdan birini…

Değişim organizasyonumun bir Hamburg lisesinin tarih sınıfıyla birlikte Auschwitz Toplama Kampı’na bir gezi düzenlediğini ögrendiğimde çok heyecanlanıp hemen geziye yazılmak için başvurdum. Bu heyecanın arkasında tarihe olan ilgim, Almanya hakkında daha çok şey öğrenme isteğim ve biraz da insanın turist olarak her fırsatı değerlendirme zorunda olduğu duygusu saklıydı. Ama on Hamburglu liseliyle ve on beş değişim öğrencisiyle Hamburg’da yolculuğa hazırlanmak için buluştuğumuzda aslında bunun daha önemli, özel bir şey hakkında olduğunu bir şekilde farketmiştim. Bu değişim organizasyonumun Dresden’deki seminerine olan yolculuğum gibi değildi, arkadaşlarımla Amsterdam’a yolculuğumuzla ise alakası bile yoktu. Sakın beni yanlış anlamayın, yolculuğumuz çok güzeldi, orada birlikte çok eğlendiğimiz yeni, çok iyi ve gerçekten komik insanlarla tanıştım-hepimizin nasıl üzücü ve korkunç bir konuyla uğraştığımızı bilmesine ve kalbinin derinliklerinde hissetmesine rağmen.

İlerleyen günlerde soykırımdan önce Auschwitz “şehrindeki” Yahudi hayatı hakkında yeni şeyler öğrendik, bir toplama kampından kurtulmayı başaran birinin anılarını dinledik ve saatlerce kendimize cevaplarını bulamadığımız veya bulmak istemediğimiz sorular sorduğumuz, çok yoğun düşündüğümüz ve hissetiğimiz çalışma ve toplama kamplarını dolaştık. O zamanın suçlularını incelediğimizde onların aslında doğuştan kötüler değil normal insanlar olduğunu keşfetmek oldukça ürkünçtü. İnsan belli koşullar altında başka birine neler yapabiliyordu ? Ve nasıl olaylar bu noktaya gelebilmişti ?

Ama bir süre sonra başka bir şey bakışlarımı kampın gri duvarlarından ve metal çitlerinden kendi üzerine çekti: etrafımda dünyanın her köşesinden değişim öğrencileri belki büyükanne-babası o dönemde suçlu ya da kurban olan Alman gençlerle yan yana duruyorlardı. Aynı mahkum üniformasına bakıyor, birbirleriyle izlenimlerini paylaşıyor tartışıyor ve artık dayanamadıklarında birbirilerine sarılıyorlardı. Bu çok doğaldı ama aynı zamanda çok etkileyici ve eşsizdi.

Böyle anlar bana bu dokuz ayın sadece benim için değil bütün insanlar için büyük bir anlam taşıdığını düşündürüyor. Benim dokuz ayım, Ashley’nin* dokuz ayı, dünyadaki tüm değişim öğrencilerinin dokuz ayı… İnsanların değişimi -özellikle de genç insanların- kültürlerlerin değişiminin en eğlenceli, en samimi ve en iyi yolu. Ve ben inanıyorum ki, bu değişime daha barısçıl, daha dost canlısı ve daha iyi bir dünya için ihtiyacımız var. Hepimizin düşlediği bir dünya için…

*Ashley: benimle beraber etkinlikte konuşma yapan Amerikalı değişim öğrencisi”

No comments yet.

Leave a Reply