Article

Bir değişimin başlangıcı: Kerem’den mektup

YFU değişim programları ile geçtiğimiz eğitim yılı başında Almanya’ya giden Kerem, Almanya’daki değişim yılını tamamlamak üzere. Kerem’in bizimle paylaştığı bu yazı ise ilk üç ay yaşadıklarını içeriyor. Siz de bir gün YFU değişim öğrencisi olacaksanız, Kerem’in deneyiminleri hakkında fikir sahibi olmanızda fayda var! Kerem’e teşekkür ediyor, sözü kendisine bırakıyoruz…

“Merhaba, benim adım Kerem. 16 yaşındayım. Türkiye’den geldim. İstanbul’da yatakhanede yaşıyordum. Şimdi  Wiefelstede‘de yaşıyorum. Ev sahibi ailemde bir babam bir annem, benimle yaşıt kız kardeşim ve benden iki yaş büyük abim var. Babamın adı Uwe, annemin adı Heimke, kız kardeşimin adı Marieke ve abimin adı Folke.

Değişim yılıma başlamadan önce çok heyecanlı ve meraklıydım. Okulumu, sınıf arkadaşlarımın ve ailemin nasıl olacağını merak ediyordum. Arkadaşlarımla ve akrabalarımla vedalaştım. Bol bol fotoğraf çektik. Herkes Almanya hakkında tavsiyeler veriyordu. Son gün ailecek havaalanına gittik. Diğer arkadaşlarım ve onların aileleri de ordaydı. Biletlerimizi aldık ve ailelerimizle vedalaştık. Uçağa bindiğimizde çok heyecanlıydık. Bazıları Almanya’ya önceden gelmişti. Ama ben ilk kez geliyordum ve çok merak ediyordum.

Almanya’ya gelince oryantasyon yerlerimize göre ayrıldık ve yola koyulduk. Ama bavullarımız çok ağırdı biraz zorlandık. Oryantasyon yerimiz çok güzeldi. Orada bizim gibi pek çok ülkeden gelen değişim öğrencileri vardı. Onlarla da ilerleyen günlerde yavaş yavaş tanıştık. Yaptığımız etkinlikler tanışmamıza yardımcı oldu. Oryantasyon haftası çok eğlenceli ve bilgilendirici geçti. Almanya hakkında birçok eğitici bilgi öğrendik. Yaptığımız etkinliklerle ve oyunlarla da bol bol eğlendik. Oryantasyon haftamız da bitmişti. Artık ailelerimizle buluşucaktık.

Çok heyecanlıydım. Trenle Hamburg’tan Bremen’e ve Bremen’den Oldenburg’a geldim. Annem ve kız kardeşim beni orada bekliyordu. Bana Türkçe bir pankart hazırlamışlardı. Bu çok hoşuma gitti. Birlikte arabayla eve doğru gittik. Eve varınca babam ve erkek kardeşimle tanıştım. Bana çok sıcak davrandılar. Birlikte kek yiyip çay içtik. Bu sırada konuşmaya çalıştık. Ama benim Almancam çok iyi değildi. Anlatmak istedikleri şeyleri birkaç kez tekrar etmek zorunda kalıyorlardı. Ben de anlatmak istediğim her şeyi anlatamıyordum. Kek yedikten sonra annem evi ve odamı gösterdi. Odamı çok beğenmiştim. Türkiye’deki odamdan büyüktü. Evmiz de çok hoşuma gitmişti. Çok büyüktü ve büyük bir bahçesi vardı.

Ertesi gün okulum vardı. Marieke’yle aynı sınıftaydık. Marieke bana sınıf fotoğrafı gösterdi. Arkadaşlarımın hepsi cana yakın gözüküyordu. O gece erken yattım. Hem yorgundum hem de ertesi gün okul için erken kalkacaktım.

Okuldaki ilk günümdü. Sabah erken kalkıp kahvaltı yaptık. İlk günüm olduğu için Heimke bizi arabayla okula bırakıcaktı. Okula vardık. Önce sekreterle görüştük. Sonra okul müdürüyle tanıştım. Çok iyi insanlardı. Bana gerçekten sıcak davrandılar. Sonra Heimke eve döndü. Marieke’nin arkadaşlarıyla tanıştım ve birlikte sınıfa gittik. Sınıfa girince herkes bana baktı. Ama kimse konuşmadı benimle. İlk ders sınıf öğretmenimizleydi. Sınıf öğretmenimiz çok iyi biri. Beni sınıfa tanıttı. Ve sonra derse başladık. İlk ders İngilizce’ydi. Bu yüzden dersi anlayabiliryordum biraz. Tenefüste Marieke ve arkadaşları bana okulu gezdirdi. Okulumuz eski okuluma göre büyüktü ama bana çok karmaşık gelmişti. Okulda herkes bana bakıyordu ama sınıf arkadaşlarım da dahil olmak üzere kimse benimle konuşmuyordu. Sonraki derslerden hiçbir şey anlamadım. Marieke beni hocalarla tanıştırdı. Bazı hocalar bana sorular sordu. Hangi ülkeden ve şehirden geldiğim, ne kadar süre Almanya’da kalacağım gibi sorular. Anladığım kadarıyla cevaplamaya çalıştım. Ama ilk günüm biraz sıkıcı geçti. İlk haftamda birçok yenilikle karşılaştım. Yeni yemekler, kurallar, düzen. Almanya’da yaşam Türkiye’ye göre çok farklı.

Ailemden çok memnundum, iyi anlaşıyorduk. Kız kardeşimle değişik oyunlar oynuyorduk. Abimin yemek yapmasına yardım ediyordum. Anne ve babamla da konuşmaya çalışıyordum. Birçok kez anlatmak istedikleri şeyi tekrar etmeleri gerekiyordu. Ama okuldaki arkadaşlarımla ilgili biraz problemlerim vardı. Herkes bana bakıyordu. Ama kimse benimle konuşmuyordu. Ben konuşmak istiyordum bir adım atıyordum ama devamı gelmiyordu. Türkiye’de böyle olmaz. Yabancı bir öğrenci geldiği zaman herkes başına toplanıp sürekli soru sorar, konuşmaya çalışır. Ama yetişkinlerle aram iyiydi, bana sürekli sorular soruyorlardı. Bende anladığım kadarıyla cevaplıyordum. Türkiye’de yapmak isteyip de yapamadığım etkinlikler vardı. Mesela Okçuluk. Babam bir atıcılık klubüne üye idi. Bu yüzden okçuluğa başlamam çok kolay oldu. İlk günlerde babamla birlikte gidip geliyorduk. O tüfekle atış yapıyordu bense okla. Ama okçulukta çok iyi değildim. Sonradan düzeldi.

İlerleyen haftalarda her şey daha da iyileşmeye başlamıştı. Artık Alman yaşamına yavaş yavaş alışmaya başlamıştım. Ailemin anlattıklarını daha iyi anlıyordum. Okulda anlatılanların hiç olmazsa konusunu anlıyordum. Ben de yavaş yavaş daha çok ve iyi konuşmaya başlamıştım. Okulda da hiç konuşmasak da arkadaşlarımın yanında duruyordum. Okçulukta da iyileşmeye başlamıştım. Her fırsatta okçuluğa gidiyordum. Bir de yüzmeye başlamıştım. Tatillerde ailemle dolaşmaya gidiyorduk veya dışarda yemeğe gidiyorduk. Mesela bir gün Langeoog adasına gittik. Adaya yürüyerekte gidilebiliyordu çünkü gelgit çok etkiliydi. Bu çok ilgimi çekmişti. Çok büyük kumsalları vardı ve bir de ilginç oturakları. Bu oturaklar da çok ilginçti. Bu ada da çok uzun bir yürüyüş yaptık. Çok eğlenceli geçmişti.

Son haftalarım da güzeldi. Türkiye’den kargo aldım. Buna çok mutlu olmuştum. Almanya her ne kadar ilginç olsa da ülkemi ve ailemi de özlüyorum. İlk haftalarımda ailemle her akşam konuşuyorduk ama artık daha seyrek konuşuyoruz. Okçulukta iyi olmaya başladım. Bir sürü yeni insanla tanıştım. Yeni hobilere başladım. Yüzme ve gitar çalma gibi. Almancam düzelmeye başladı. Ailemle çok daha iyi anlaşmaya başladım. Dediklerini daha iyi ve doğru anlıyorum. Dersleri de daha iyi anlıyorum. Artık arkadaşlarımla aram daha iyi. Konuşup şakalaşıyoruz. Beni partilere davet ediyorlar. Yeni arkadaşlarla tanışıyorum. Ailemle çok iyi vakit geçiriyoruz. Geçen haftalarda Bremen’e gittik. Çok güzel geçmişti. Bremen çok güzel bir şehirmiş. Birçok tarihi yapı var. Çok ilgimi çeken şeyler gördüm. Bir çok yeni bilgi öğrendim. Çok hoşuma gitmişti o gün.

Ama hala öğrenmediğim bir çok şey var. Her geçen gün yeni bilgiler, kelimeler öğreniyorum. Alman yaşamına uyum sağlamaya çalışıyorum. Daha önümde 9 ay ve edinilecek çok fazla tecrübe var. Başlarda zorlanmış olsam da hiç pişman değilim. Doğru bir karar verdiğimi düşünüyorum. Almanya’da olduğum için mutluyum.

No comments yet.

Leave a Reply