Article

Gitmeden önce oryantasyon: Mert’in kaleminden…

Mert, değişim yılı için ilk adımlarını atıyor, diğer otuz bir öğrencimizle beraber… Bu sene YFU ile otuz iki genç, yeni bir ülke, yeni bir deneyim ve değişim için farklı ülkelere gidiyor, bir senelerini yeni bir aile ile yepyeni bir dünyada geçirecekler. Onlarla, Türkiye’den ayrılmadan önce her yıl olduğu gibi bir oryantasyon kampında bir araya geldik. Ayrılmadan önce neler yapacaklarını konuştuk, gidecekleri ülkelere vardıklarında nelerle karşılaşacaklarından bahsettik, oyunlar oynadık, hem eğitim yaptık, hem eğlendik, hem de gezdik.

Mert bizimle bu süreçte yaşadıklarını, duygu ve düşüncelerini paylaşıyor, biz de sizlerle…

Öğrencilerimize bir kez daha harika bir yıl diliyoruz!

“Merhaba, adım Mert. YFU 13-14’ dönemi değişim öğrencisi olarak bu yaz Almanya’ya gideceğim. Her yıl yapıldığı gibi, gitmeden önce öğrenciler için oryantasyon kampları düzenlenir. Ama gitmeden önce bu kamplarda neler yapıldığı ve ne katkılarda bulunduğuna dair hiçbir fikrim yoktu benim de pek çok öğrenci gibi.

Ben maalesef bir gün geç vardım okulumdaki mezuniyet töreninden dolayı. Orada geçirdiğim o keyif dolu anları düşündükçe o bir gün için canım o kadar yanıyor ki.. Vardığım gün bir gönüllü beni AŞTİ otogarından aldı. AŞTİ’den arabayla yaklaşık 10-15 dakika kadar uzak mesafede bir yerdeydi kaldığımız otel.

Genellikle her oturumun başında ya da öğrencilerin enerji seviyelerinin azaldığı fark edildiğinde “energizer” diye  bir olay var. Bu bazen şarkılarla yapılan ritmik hareketler içerir, bazen şarkılı oyunlar olur bazense hareket etmeyi gerektiren, nefes nefese bırakan oyunlar olur. Ben girdiğim ilk oturumda, beni herkese tanıttıktan sonra, Haydi arkadaşlar şimdi bir energizer yapalım, dediler. Bu energizerın şarkısı sanırım “Baby baby baby pompi pompi pompi…” şeklinde başlayıp uzayıp giden, türlü türlü hareketler içeren bir danstı. İlk başta ne kadar kahkahalar atsam da birkaç saniye sonra bir baktım, ben de ‘baby pompici’ oldum.

Energizerlerden sonra oturumların en önemli kısımlarından olan anlatımlar oluyor. Genellikle uygulamalı yapılıyor bu kısımlar öğrencilerin katılımını arttırmak için. Aklınızda biraz daha iyi canlanması için örnek vermek sanırım iyi olacaktır. Mesela ‘verilen durumda neler yapılmalı-yapılsa da olur yapılmasa da-yapılmamalı’ diye gruplar halinde tezler üretip birbirimize sunup tartışmıştık. Ancak öyle durumlar veriliyor ki, gerçekten de hiçbir öğrencinin önceden aklına daha önceden gelmeyen olaylara, Hadi ya, doğru bak, niye olmasın ki?”  dediğiniz durumlara rastlayıp tartışıyorsunuz arkadaşlarınızla. Tabi pek çok keyifli uygulamalarımız oldu. Albatros ailesiyle (gönüllüler bizim için rol yaptı) tanışıp ön yargılarımızı fark ettik, vaka çalışmaları, adaptasyon çalışmaları yaptık, gideceğimiz ülkeye önceden gitmiş değişim öğrencileri ile bol bol sohbet ettik (gerekirse Skype ile getirdiler), yurtdışından gelen eğitimcilerle kültürel oyunlar oynadık, tiyatrolar yaptık… Yazarken birden hepsi aklıma gelmiyor ama o üç güne bayağı uygulamalar sığdırmayı başarmıştı YFU Türkiye.

Yaptığımız tek şey uygulamalar olsa iyi. Öhöm, benim açıkçası belki de en sevdiğim kısım oynadığımız oyunlar, yaptığımız danslardı. O kadar mükemmel grup oyunları oynadık ki. “Bir daha bir daha!Bir on dakika daha oynayalım lütfen!” diye ısrar az etmemiştim ben doğrusu.

Oryantasyon kampındaki insanlardan bahsetmek gerekirse, bizim kampımızda beş gönüllü (Eylem ve Ela abla ile Ufuk abi hariç) vardı. İnanın, eğer ileride bir oryantasyon kampına falan gidecekseniz ya da bir gönüllüye işiniz düşecekse o gönüllü insanlarla hiç çekinmeden iletişim kurun, sorularınızı sorun. O kadar sevecen, canayakın ve düşünceli insanlardı ki. Zaten istemeseniz bile kampta durdukça onlarla bir şekilde sohbet ediyorsunuz ve konuştukça seviyorsunuz o insanları. Tabi gönüllüler için Eylem ve Ela abla ile Ufuk abiyi ayırmıştım ama bu dediklerim ‘kesinlikle’ onlar için de geçiyor.

Öğrencilere gelirsek, biz otuz iki öğrenciydik. Eh, değişim öğrencileri olduğumuz için genellikle arkadaş canlısı, sohbeti keyifli insanlardık. Her biriyle tanışabildiğim için o kadar mutluyum ki. Çok kısa bir süre birlikteydik ama her birini yeniden görebilmeyi çok isterim. Mesela benim ilk gittiğim gece İdil ve Aslı Deniz isimli arkadaşlarımızın doğum gününü kutlamıştık. Kızların şaşkınlığını düşünebilirsiniz sanırım, sadece bir gün, hatta yalnızca saatlerce tanıştıkları insanlar tarafından doğum günü kutlandı.

Kaldığımız yer içinse YFU her şeyin en iyisini düşünmüş bizler için. Hiçbir eksiklik çekmedik teşekkür ederiz. Öğrencilerini de oldukça özgür bırakıyor YFU. Öğrencilerini yetişkin insanlar olarak gören bir zihniyete sahipler, bu yüzden de bize olan güvenleri tam.

Kısacası eğer değişim öğrencisi olacaksanız ve önünüzde bir oryantasyon kampınız varsa, bir gününü bile kaçırmamaya çalışın. Evinize döndükten sonra bir saniyesini bile özleyeceksiniz tıpkı benim gibi. “An exchange year is not a year in life, it’s a life in a year.” 

No comments yet.

Leave a Reply