Article

Ceren’in Almanya macerası

Değişik kültürleri öğrenme ve kendi ayaklarının üzerinde durma beklentileriyle lise hayatının bir yılını yurtdışında geçirmek üzere YFU ile Almanya’ya giden Ceren, izlenimlerini bizlerle paylaşıyor…

Esenboğa Havaalanı'ndan yeni bir maceraya doğru hareket ederken

“Türkiye’deyken Almanya’ya gitme konusunda çok heyecanlıydım. Her gün gün sayıyordum ve zaman çok yavaş geçiyordu.

Kassel’deki ailemle geleneksel modern sanat sergisi Documanta-13’te

Dil kursumun olduğu ilk şehrim Kassel’e geldiğimde tren istasyonunda benimle birlikte kurs alacak herkesin host aileleri oradaydı. Tüm arkadaşlarımın yaşıt kardeşleri olduğunu gördüğümde hayal kırıklığına uğradım çünkü gitmeden önce bana kardeşlerimin 8 ve 10 yaşlarında olduğu bildirilmişti, eğlenemeyecekmişim gibi geldi. Ama o küçük kız kardeşler İngilizce bilmemelerine rağmen her zaman beni oyunlarına dahil edip el ve kollarıyla hareketler yaparak benimle iletişim kurdular ve birçok Almanca kelimeyi de bana öğrettiler. Boşuna endişelendiğimi ve aslında küçük kardeşe sahip olmamın daha güzel olduğunu fark ettim.

Kassel’deki ailem bana tam bir yetişkinmişim gibi davranıyordu ne zaman bir yere çıkmak istesem izin vermekle kalmayıp “eğer dönüş bulamazsan bizi ara gelir alırız” diyorlardı, çok düşünceliydiler.

Kassel’deki dil kursu: diğer exchange öğrencileri ve Almanca Hocamızla

 

Kurs arkadaşlarım başta her ne kadar bana soğuk gelseler de 2-3 gün içinde birbirimizin her dediğine güler olmuştuk ve çok da eğleniyorduk.

 

 

Kurs çıkışları bazen dondurma yemeye gidiyor, bazen akşamları şehirde dolaşıyorduk. Bir aylık dil kursumun son gününde, yani Kassel’deki son günümde aile beni bir Türk restoranına götürdü. Orada küçük bir veda konuşması yaptılar ve bana onları hatırlamam için aldıkları hediyeleri verdiler. Ertesi gün Kassel’den ayrıldım. Kalıcı aileme, yani yeni şehrim Jena’ya geldiğimde arkadaşlarımı ve öteki ailemi çok özlüyordum. Ama buradaki aile gelir gelmez bana çok sıcak davrandı.

Evsahibi anne, baba ve abimle Jena’da 2.gün

İki kız kardeşim, bir erkek kardeşim ve anneyle baba sürekli sohbet edecek konular buluyorlardı ama aynı zamanda içeri gidip dinlenebileceğimi de söylemişlerdi. İlk iki haftam çok zor geçti, alışamadım. İlk haftamda okul gezisine gitmiştik sınıflar karışıktı. Kendi dönemimdekilerle değil kız kardeşimin arkadaşlarıyla birlikteydim. Tam onlara alıştığım sırada ikinci hafta kendi dönemimdeki öğrencilerle tekrar kaynaşmak zor geldi. Ama hepsi çok canayakındı ve zamanla onlara da alıştım.

Jenaplan-Schule’deki sınıf arkadaşlarımla

Bu arada Kassel’deki ilk ailemle hiçbir zaman bağımı ve iletişimimi koparmadım, telefon görüşmeleri yapmaya devam ettik ve beni yakın bir zamanda tekrar misafir etmek istediklerini belirttiler. Jena’daki birinci ayımı bitirdiğim zamanlarda bir çok şeyin farkına vardım. Başta Ankara gibi büyük bir şehirden geldiğim için hiç beğenmediğim şehrin aslında kendi içinde çok keyifli, çok eğlenceli yanları olduğunu gördüm ve aslında herkesin Türkiye’yi ve Türkleri çok yanlış tanıdığını farkettim. Çok az sayıda insanın da olsa düşüncelerini değiştirebildiğim ve bu şehre geldiğim için çok mutluyum. Burada çok tuhaf ama aslında çok eğlenceli şeyler yaşıyorum.

Waren Müritz’de vagonda bir uyku tulumunda geçirilen gecenin ardından kardeşlerim ve kuzenleriyle

 

Hayatım boyunca atların çektiği vagonlarda bir gece geçireceğimi hiç tahmin etmezdim ! Ama bütün gece ateş başında oturup sohbet etmek, kahkahalar atmak ve bazı maceralar; her şey o kadar güzeldi ki… Yeni maceraları heyecanla bekliyorum.”

 

No comments yet.

Leave a Reply