Article

Belçika’dan Vincent ile Tanışın!

Flag-Pins-Belgium-Turkey

Vincent, Belçika’dan gelerek Türkiye’de değişim senesini geçiren bir öğrenci. Vincent ile yaptığımız söyleşide kendi gözünden Türkiye’de değişim öğrencisi olmanın nasıl bir şey olduğunu sorduk. 

 

***Türkiye’de gerçirdiğin değişim yılının en sevdiğin kısmı neydi?

Türkiyenin doğası ve insanları! Türkiye dünyadaki en fazla doğal çeşitliliğe sahip ülkelerden biri. Çöllerden devasa ormanlara; dağların zirvelerinden uçsuz bucaksız yeşil vadilere… Buraya seyahat etmek harikaydı. Ayrıca Türk insanının rahat ve sıcakkanlı ruh halini seviyorum. Bir Türk ile birlikteyseniz her zaman size anlatacağı heyecanlı bir şeyleri vardır. Değişim yılımda eğlence ve mutluluk içeren harika zamanlarım oldu!

 

***Türk insanını nasıl tanımlarsın?

Belçika’daki insanlar bazen Türkiye’yi ve Türkleri basmakalıp şekilde din merkezli bir toplum olarak görüyorlar ki bu Türkiye’de kırsal kesimde yaşayan insanların bir çoğu için kısmen doğru. İslam dini oldukça etkin olmasına ve İslam’ın kültürel geleneklerine içtenlikle saygı duyulmasına rağmen kimseye zor kullanılmıyor ya da dini kabul etmesi beklenmiyor. Türk insanları yaşam dolu ve sıcakkanlılar; Akdeniz genleri ile, onları mizaçları ve arkadaşlıkları açısından İspanyol ve İtalyanlarla karşılaştırmak mümkün.

vincent

***Türkiye’de geçirdiğin yıl sana ne kazandırdı?

 Türkiye’deki YFU değişimime, hayata ve kendime bakış açımı geliştirme fırsatı verdiği için minnettarım. Dürüstçe söyleyebilirim ki hayatım olumlu bir yönde değişti ve bir daha asla eskisi gibi olmayacak. Türkiye’de bulunduğum süre içerisinde bireysel, ailesel ve akademik hayatımdaki destekler için teşekkür borçluyum. İnanılmaz bakış açıları olan inanılmaz insanlarla tanıştım! Değişim senem profesyonel bir şekilde hazırlandığı için teşekkür ederim, oldukça işime yaradı.

 

 

Leave a Comment
Article

Esra’nın Almanya Günlüğü

Almanya’daki değişim yılının yarısından fazlasını tamamlayan öğrencilerimizden Esra, heyecan dolu değişim macerasını ve değişim yılının kendisine kazandırdıklarını bizlerle paylaşıyor! 

     Merhabalar ben Esra,

  YFU 16/17 Almanya değişim öğrencisiyim. Bugün itibariyle ülkeme dönmeme doksanbeş günüm var; yani yaklaşık ikiyüzbeş günü arkamda bıraktım. Rakam olarak çok dursa da çok hızlı geçen günler oldu. Değişim yılımın üçte ikisi bitmiş oldu ve ben de sizinle bu günlerde edindiğim tecrübeleri paylaşmak istedim.

17580099_10158505287090442_1729637950_n

   Öncelikle değişim yılımın en başlarında gerçekten bu yılın bitmeyeceğine inanıyordum. Üçyüz koca gün nasıl geçerdi ki? Geçiyormuş, hem de çok hızlı bir şekilde… Oysa ki ben ilk günümü daha dün gibi hatırlıyorum. O heyecanımı, tecrübesizliğimi, içimdeki hem gitmek için can atan hem de ailesinden kopamayan kızın korkularını, hayallerini ve tabii ki taşımakta zorlandığım eşek ölüsü olan sevgili valizimi…

  Geçen yıl tam bu zamanlarda YFU değişim öğrencisi olmaya hak kazandım. İçimde deli gibi bir heyecan, mutluluk ve sabırsızlık vardı, çünkü yeni bir kültürün parçası olacak ve çok farklı bir seneye adım atacaktım. O günler zaman geçmek bilmese de zaman gerçekten çok hızlı ilerliyor. Şu an Doğu Almanya tarafında yemyeşil şirin, küçük bir köydeyim. İzmir’in nüfusunun yüzde onu kadar bile değildir sanırım ve İzmir gibi bir şehirden sonra bir köye alışmak geçekten çok zor olmuştu. Hayatım boyunca hep şehirde yaşadığım için sudan çıkmış balık gibiydim. Ev sahibi ailemin bahçeli iki katlı bir evi var ve bahçemizde beslediğimiz tavşanlarımız ve tavuklarımız var. Hayatımda ilk defa kümese girip tavukları besledim, sabahları sıcak yumurtaları aldım, evdeki hiçbir meyve sebze kabuğunun çöp değil aksine çoğu hayvana yemek olabileceğini gördüm.

hostf

  En küçüğü dört ve en büyüğü oniki yaşlarında olmak üzere ev sahibi ailemde dört tane kardeşim var. Normalde benim yirmibeş yaşında bir ablam var fakat hep farklı şehirlerde okuduğu için tek çocuk gibi büyümüştüm ve bir anda dört kardeş sahibi olup ablalığın ne demek olduğunu ve bir çocukla hatta birden fazla çocukla nasıl yaşanılacağını öğrenmiş oldum. Ayrıca küçükken ablama yaptıklarım konusunda da empati sahibi olmuş oldum 😂

  YFU ve değişimin bize kattığı en harika şey hiç bir kan bağı olmadan, aynı ırka ve dine ait olmadan hatta aynı dili bile konuşmadan aile olunabileceğini bana göstermiş olması. Bunu bizzat deneyimleme fırsatına sahip oldum. Hayatımda ilk kez annem ve babam dışındaki insanlara anne baba dedim ve o dört çocuklu ailenin beşinci çocuğu oldum. Çok farklı tecrübeler edindim; mesela kayak ve buz pateni yapmayı burada öğrendim.

  Açıkçası bir İzmirli olarak kar görmek beni çok mutlu etti. İnsanlar burada kar gördükleri zaman üzülürken ben havalara uçmuştum. Hoş, bir hafta sonra neden üzüldüklerini anlamıştım.

17577831_10158505286685442_880447763_n

  17555261_10158505286175442_248952843_n

Yılbaşı zamanı gerçekten çok özel ve farklıydı. Benim bulunduğum Erzgebirge bölgesine ait çok özel yılbaşı lambaları var ve  her evin her penceresi o soğuk karlı akşamlarda o ışıklarla ışıldıyordu. İlk defa bu yıl “Weihnachten” yani Noel’i yaşadım ve ilk defa Noel Baba’dan hediye aldım. Upuzun ve sıcacık bir aile sofrası kurduk ve genelde ekmek yesek de o akşam çok özel yemekler vardı.


17580015_10158505287105442_2112995892_n

 

 

 

 

Geriye dönüp baktığımda harika anılar var. Yepyeni bir ailenin parçası olmak insana güzel şeyler katıyor, tabii sorumluluklar da. Mesela yarıyıl tatilinde ailemle Almanya’nın Rügen adasına gittik. Sahili, denizi görmek bana evimi, yuvamı, İzmir’i hatırlattı. Ama yine de çok harika bir tatildi ve çok farklı yerler görmüş oldum.

17555298_10158505287095442_274521451_n

  Tabii ki de değişim yılının güzel günleri gibi zor ve problemli günleri de var. Mesela ben köyde yaşadığım için eğer bir otobüsü kaçırırsam bir saat beklemek zorundayım. Aynı zamanda Pazar günleri burada her yer kapalı. Buna alışmam gerçekten çok uzun sürdü. Daha sonra burada yepyeni bir sınıfa gidiyorsunuz ve farklı olan tek şey sizsiniz. Herkes etrafınızda çok farklı bir dil konuşuyor ve siz de sadece dinliyorsunuz. Bazen bir sohbetin parçası bazen de ortamdaki saksı oluyorsunuz. Başta bu durum çok sinir bozsa da zamanla alışıyor insan. Gerek dil faktöründen gerek kültür bazen insanlar ile iletişim problemleri olabiliyor. Ama değişim yılı size problemsiz yaşamayı değil, problemleri çözmeyi; çözemediklerinizin de üzerinden atlayıp arkada bırakmayı öğretiyor. Hani bir söz vardır “KENDİ AYAKLARI ÜSTÜNDE DURMAK!” işte değişim bu! Belki bu sözü hayatım boyunca hep duydum ama bu söz, bu kelimeler bu yıl anlam kazandılar benim için. Hayatım boyunca hiç annemlerden ayrılmamıştım ve bir problem yaşadığımda ailemin bana hemen yardım edeceğini biliyordum. Şimdi bu durum tamamen farklı. Artık bir problemim olduğunda eskisi gibi hemen annemler yanımda olmayacaklar ve bu durumun farkında olmak beni daha dikkatli, sorumluluk sahibi ve daha az unutkan yaptı. Mesela Türkiye’de tek başıma hiçbir şehre gitmemişken burada bambaşka bir ülkede, farklı bir dilde dört farklı şehre tek başıma gittim. Ve gerçekten bu inanılmaz gurur verici bir şey.

17577694_10158505287085442_779596323_n

17577910_10158505287290442_1144837185_nYFU’nun en çok sevdiğim şeyi sanırım düzenlediği seminerlerdi. Çünkü dünyanın her yerinden gelen farklı renklere ve dillere sahip insanlarla koca bir hafta geçirip iyi arkadaşlıklar kurup eğlenebiliyorduk. Ve orada herkes değişim öğrencisi olduğu için birbirini anlıyor ve dışlanma ya da ırkçılık gibi durumlar olmuyordu. Bu insanlarla en fazla beş gün geçirebiliyorduk fakat buna rağmen her oryantasyon vedasında ayrıldığımız için gözlerimizden yaş gelebiliyordu. Mesela ben Mittel (yarıyıl) seminerinde YFU sayesinde Berlin‘de yabancı arkadaşlarım ile Berlin Filarmoni Orkestrası‘na gittim. Ve hayatımdan hiç çıkarmak istemeyeceğim arkadaşlarımın çoğu YFU sayesinde hayatıma girdiler.14222341_10153647203925194_4752884231531339718_n

 

 

Bana bu fırsatı veren YFU’ya ve bana hep destek olan aileme teşekkür ederim.

Leave a Comment
Article

Merhaba Günlükleri : Sude

Ocak ayı sonunda, Türkiye’den 25 öğrenci, “Merhaba Deutschland – Hallo Türkiye” isimli kısa dönem değişim programımız ile Almanya’ya giderek iki hafta süren programın bir kısmında gönüllü ev sahibi ailelerin yanında kaldılar; diğer bir kısmında ise grup arkadaşlarıyla birlikte çeşitli atölye çalışmalarına ve seminerlere katıldılar. Kaldıkları sürede Almanya’nın Hannover ve Berlin şehirlerini tanıma fırsatı buldular. Kısa süreli de olsa yeni bir değişim deneyimi yaşayan öğrencilerimiz, Almanya’da geçirdikleri zamanları ve izlenimlerini blogumuzda bizlerle paylaşıyor. Yazı dizimize Sude’nin izlenimleriyle devam ediyoruz…

    FullSizeRender

Tanımadığımız insanlardan sürekli olarak selamlamalar duyduğumuz, öğle yemeğinde akşam yemeği yiyip akşam yemeğinde kahvaltı ettiğimiz; kırmızı ışığı görmeyip yola atladığımızda veya bisiklet yolundan yürüdüğümüzde tepki gördüğümüz ve sürekli olarak mineralli su içilen bir kültürdü bu. Hiç beklemediğim şey ise bizi birer birey olmaya zorlamalarıydı…

 

Bundan yaklaşık 1,5 ay önce Youth For Understanding’in “Merhaba Deutschland – Hallo Türkiye” programıyla Almanya’daydım. Geçirdiğim bu harika 15 gün, muhtemelen 15 yıllık hayatımın en güzel tatiliydi diyebilirim. Kimseyi tanımayarak başladığım günlerimin sonunda Türkiye’den, Almanya’dan ve hatta Kamerun ve Gana’dan birçok arkadaşım vardı.

Bir dil, o ülkenin kültürünü öğrenmekle en iyi öğrenilir derler. Hannover’a ilk ulaştığımızda, önümde benim için karanlık bir odadan farksız olan Almanya ve gerçekten küçük ve cılız bir ışık yayan el fenerinden başka bir şey yoktu. 5 gün Hannover’da, 5 gün Berlin’de ve tekrar 5 gün Hannover’da aile yanında konakladığımız bir programımız vardı. Gençlik otelinde geçirdiğimiz ilk 10 gün, hepimiz 3 yaşında bir çocuktan farksızdık. Yeni bir kültürün ortasına atılmıştık ve her şey farklıydı. Buluşma noktalarına 1 dakika geç kaldığımızda, yemek yerken telefonlarımızla ilgilendiğimizde veya dirseklerimizi masaya koyduğumuzda ayıplandığımız; tanımadığımız insanlardan sürekli olarak selamlamalar duyduğumuz, öğle yemeğinde akşam yemeği yiyip akşam yemeğinde kahvaltı ettiğimiz; kırmızı ışığı görmeyip yola atladığımızda veya bisiklet yolundan yürüdüğümüzde tepki gördüğümüz ve sürekli olarak mineralli su içilen bir kültürdü bu. Neyse ki el fenerimizin ışığı Alman ve Türk grup liderlerimiz sayesinde gün geçtikçe daha parlak bir hale geliyordu. Yeni bir şey öğrenmek için tek yapmamız gereken şey soru sormaktı.

IMG_8263

Alman parlamentosunu gördüm ve hükümet partisinden Belit Onay’la sohbet etme şansı yakaladım. Bir yıl için sadece 9 farklı kıyafeti olan, kişisel araç kullanmayı reddeden bir çevre aktivistiyle tanıştım. 2. Dünya Savaşı’nı Almanların gözünden de gözlemleme fırsatım oldu. Hiç beklemediğim şey ise bizi birer birey olmaya zorlamalarıydı. Almanya’ya giderken Berlin metrosunda gerçek bir Berlinli bulmak için insanları tek tek rahatsız edeceğimi, parkın ortasında tanımadığım birine doğum günü şarkısı söyleyeceğimi, daha İstanbul’da kullanmadığım otobüs ve metro hatlarını Berlin’de ezberlemek durumunda kalacağımı ve tek başına seyahat edeceğimi tahmin bile etmezdim. Grup arkadaşlarımdan birinin “Energizer!” diye bağırmasıyla şarkılar söyleyip danslar etmemizi de…

IMG_8491 kopya

Hayatımda geçirdiğim en dolu 15 gün nasıl özetlenir bilmiyorum. Biliyorum ki YFU sayesinde bu 15 günde bile çok daha kendi ayaklarımın üstünde durabilir hale geldim; sorumluluk bilinci, özgüven ve iş bitiricilik özelliği kazandım. Bize sadece yeni kültürler, yeni insanlar göstermek dışında unutulmaz dostluklar da kazandırdı. Belki muhteşem bir dinamiğe sahip olan grubumla denk gelmem benim şansımdı; ama grup liderlerimiz de dâhil olmak üzere kendimi yalnız hissetmeye fırsatım olmadı.

Gitmemi sağlayan herkese minnettar olduğum bu tatili asla unutmayacağım. Artık Almanya’da da birçok arkadaşım ve kapıları bana her zaman açık olan bir ailem var.

IMG_8910

Leave a Comment
Article

Almanya’dan Frederike ile Tanışın!

Frederike, Almanya’dan gelerek Türkiye’de değişim senesini geçiren bir öğrenci. Frederike ile yaptığımız söyleşide kendi gözünden Türkiye’de değişim öğrencisi olmanın nasıl bir şey olduğunu sorduk. 

 

***Türkiye’deki değişim yılının en sevdiğin kısmı neydi?

Birçok yeni insanla tanışıp arkadaş edinmek ve Türkçe’yi günden güne daha iyi öğrendiğimi görmekti. Bunun yanı sıra büyük şehirde yaşamanın getirdiği fırsatları görmeye bayıldım çünkü Almanya’da kırsal bir kesimde yaşıyorum.

frederike

 

*** İnsanlar neden Türkiye’ye gelmeli?

Türkiye ve Türkiye’nin kültürü çok güzel ve burada bir çok yeni insanla tanışıyorsunuz. Bazı zamanlar zorlu bir ülke olsa da zorlukların üstesinden geldikçe harika hissettim. Burada tanıştığınız insanlar sonsuza dek bir parçanız olup; büyümenize ve düşünmenize neden oluyor. Farklı; batıdaki dünya gibi görünmeyen ama tam olarak muhafazakar olarak da düşünülemeyecek bir yer. Bu kültürel karışımı başka bir yerde bulmanın mümkün olacağını düşünmüyorum.

 

frederike1

*** Türkiye’de geçirdiğin değişim yılı sana ne kazandırdı?

Bir birey olarak çok olgunlaştım ve on ay boyunca İstanbul’da yaşama şansına sahip oldum. Yeni bir dil öğrendim ve dünyanın dört bir tarafından insanlarla tanıştım. Artık her kıtadan arkadaşlarım var. Bazı dilleri temel olarak öğrendim ve bir çok deneyim kazandım. Buraya, YFU oryantasyonu ve bilgilendirmeleriyle hazırlanmadan ve bir ev sahibi aile yanında yaşamadan kendi başıma gelseydim bunların mümkün olabileceğini düşünmüyorum. Ev sahibi aileme bana evlerini ve kalplerini açtıkları için müteşekkirim. Beni gerçekten şanslı ve minnettar hissettirdiler.

 

 

 

 

Leave a Comment
Article

Voluntaria 2016 16-21 Ağustos tarihlerinde Gönüllülerimiz Selen, Dünya ve Selin’in Katılımlarıyla Gerçekleşti!

14102022_322039571478453_675787223_n

16-21 Ağustos tarihleri arasında YFU Türkiye‘nin de katılımıyla, global YFU ailesinin uzun bir süredir beklediği “Voluntaria

Çek Cumhuriyeti’nde gerçekleşti!

 

YFU İsveç, Estonya ve Hollanda’dan 4 takım arkadaşıyla beraber, dünyanın pek çok farklı köşesinden 70’e yakın YFU gönüllüsünün katılımıyla YFU tarihinde ilk kez gerçekleşen bu etkinliği organize edenlerden olan gönüllümüz Selen‘in gözünden Voluntaria‘yı sizlere aktarmak istedik.

 

14137917_636303903203408_1721672463_n14137793_636304009870064_1459780037_n

 

 

 

 

 

 

 

Voluntaria, diğer bir çok uluslararası YFU etkinliğinin aksine yalnızca gönüllülerin bir araya gelerek ‘Neyi nerede daha iyi yapabiliriz? Kültürlerarası anlayışı geliştirmek olan misyonumuzu nasıl daha etkili bir biçimde yerine getirir, dünyanın bugün karşı karşıya bulunduğu sorunların çözümüne nasıl daha iyi katkıda bulunabiliriz?’ gibi sorulara yanıt aradığı ilk YFU etkinliğiydi.

Beş gün süren programda, yukarıda bahsettiğim (21st Century Intercultural Challenges olarak adlandırdığımız) temaya ilişkin atölye çalışmalarının yani YFU‘nun global yapılanması, farklı yerel YFU örgütlerinde gönüllü yönetimi, motivasyon gibi doğrudan YFU ile ilişkili olan eğitimlere de yer verildi. Bu sayede, Fransa’dan Uruguay’a, farklı YFU kuruluşlarında uygulanan sistemleri, benzerlikleri, farklılıkları, geliştirilebilecek noktaları tartıştık.

 

14138473_636303906536741_2092429711_n

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Atölye çalışmalarının yanında program boyunca her gün “Open Space” olarak adlandırdığımız, hiçbir sınırlama olmadan, YFU bünyesinde geliştirebileceğimiz proje fikirlerimizi tartıştığımız, benim için Voluntaria‘nın yapı taşı olan oturumlara da yer verdik. En son gün herkese sunulan bu projeler, gönüllüler olarak gerçekten neler yapabileceğimizin harika bir göstergesiydi.
Örneğin, programın ilk gününde YFU Türkiye ailesinden Cihan‘ın vermiş olduğu, toplumda herkesin eşit fırsatlara sahip olmadığını ve bunu bizlerin değiştirebileceğini bizlere hatırlatan “Social Inclusion” atölye calışmasından ilham alan bir takım gönüllü, Open Space boyunca yazmış oldukları, engelli gençlerin gençlik değişimlerinden daha fazla yararlanabilmelerini hedefleyen projelerini sundular. Bunun yanı sıra YFU Almanya’da hali hazırda uygulanan, Avrupa`da yaşayan mülteci gençlerin bulundukları topluma daha kolay adapte olmalarına yardımcı olmayı hedefleyen bir projeyi dinledik.

 

14138489_322039544811789_1522662659_n

Programda ayrıca, YFU‘da kültürlerarası farklılıklar hakkında farkındalık yaratmayı hedefleyen, dünyanın her köşesinde gönüllüler tarafından yıllardır uygulanan projesi Colored Glasses eğitimine de yer verdik. Böylece hep beraber CG eğitiminin değişen konseptini öğrendik ve kendi ülkemizde uygulama yetkinliği kazandık.

 

Öte yandan gün boyunca diğer gönüllüleri daha yakından tanıma fırsatı bulduğumuz, YFU Litvanya, Estonya ve Finlandiya`dan üç gönüllümüzün salsa, tiyatro ve HIIT olmak üzere çeşitli “workshop”larına katıldık. Akşamları düzenlediğimiz pubquiz, karaoke gibi aktivitelerle beraber bence YFU‘ya dair çok şey öğrenmiş olmanın yanında hepimiz keyifli vakit geçirdik ve kocaman bir ailenin parçası olduğumuzu hatırladık.

Kısacası Voluntaria, aldığımız geri dönüşlerden de aktarabileceğim kadarıyla gerçekten YFU‘ya yakışan, dopdolu bir etkinlikti. Buraya sığdıramadığım, misafir konuşmacılardan Forum Tiyatrosuna Voluntaria`ya dair her şeyi merak edenleri bu linke davet ediyorum. Bu sene orada YFU Türkiye’yi temsil eden İstanbul ve İzmirli gönüllülerimiz Dünya ve Selin ile beraber biz Voluntaria 2017`de yerimizi ayırttık. Seneye gerçeklecek olan Voluntaria`nın daha büyük bir YFU Türkiye ekibini ağırlaması dileğiyle, herkese sevgiler!!!

14137761_10154012659003155_1686581085_n

Leave a Comment
Article

Fatma’nın Almanya Günlüğü

Gönüllülerimizden Fatma Çimen Almanya’da geçirdiği heyecan dolu değişim yılı macerasını ve değişim yılının kendisine kazandırdıklarını bizlerle paylaşıyor!

 

Şimdi dönüp baktığımda fark edebiliyorum ki değişime gitmeye karar vermekle hayatımın erken yıllarında bir dönüm noktası yaratmışım. Hayatımın en dolu senesini geçirdim. Yeni bir ülke, yeni bir ev, yeni bir dil, yeni bir kültür, yeni alışkanlıklar, yeni insanlar… Her başlangıçta olduğu gibi bu yıl beni çok heyecanlandırıyor ve ne yalan söyleyeyim ailemden, evden, arkadaşlarımdan bir yıl uzakta olmak birazcık da korkutuyordu. Ama değişime gitmek benim en büyük hayalimdi ve bunun için çok uğraştım. Artık olmayacağını düşündüğüm bir zamanda YFU ile tanıştım. YFU bir aileydi ve samimi ortamı beni gerçekten bu aileden hissettiriyordu. Bu aidiyet duygusu korkularımın ve endişelerimin azalmasında bana çok yardımcı oluyordu. Tüm bu heyecan ve kafa karışıklığıyla başladım değişim yılıma. Henüz uçaktan yeni indiğimde bile değişikliği fark edebiliyordum. Mesela ağustosta olamamıza rağmen hava soğuktu. Bir haftalık oryantasyonun bir an önce bitmesini ve artık ailemle tanışmayı o kadar çok istiyordum ki. Nihayet ailemin yanına gitmek için kocaman bavulum, heyecanım ve yarım yamalak Almancamla trene bindim. İner inmez beni bekleyen insanların olduğunu görmek ve onlara sarılmak korkularımın büyük bir kısmını alıp götürdü. Düşünsenize daha birbirimizi hiç tanımıyoruz, uzak bir ülkeden geldim ve bu sımsıcak sarılma beni koşulsuz sevip evlerini, hayatlarını ve sevgilerini paylaşacaklarının göstergesiydi. Bu gerçekten tarif edilemeyecek güzellikte bir duygu. Daha o an ikinci bir ailemin olduğunu hissedebiliyordum. Dünyanın başka bir yerinde, farklı bir kültüre sahip bir aileye sahip olmak çok özel hissettiriyor. Bu iyi ki değişim öğrencisi oldum diyebilmek için çok güzel bir sebep.

[İlk kültür şokumu Ağustosta bir adada bot giymemden çıkarabilirsiniz.]

13957496_502948739895296_1930056155_n

 altAk6ED7_2HkxNPlNyh3ZNX9sDU8o2fLZmVOq-DJWEZA5S
                                                                                                                                                                                                                                                      [Kayak tatili en keyif aldığım zamanlardan biriydi.]

 

 

Yeni hayatıma alışmak başlarda biraz zor ama bir o kadar da eğlenceliydi. Sokağımıza ilk girdiğimde her şey o kadar birbirine benziyordu ki evi yalnızken bulup bulamayacağım konusunda kendimden pek emin değildim. Başlarda kolay bir şekilde bulamamış da olabilirim: ) Yepyeni bir dilin konuşuluyor olması da ilk zamanlarda biraz zor geliyordu. Söylenenlerin bir çoğunu anlayamıyordum ve ailem bana bıkmadan usanmadan açıklardı. Zamanla nasıl oldu da o dili öğrenmeye başladım ben de anlayamadım. Her şey o kadar hızlı oluyordu ki değişimi fark edemiyordum bile. Ne ara masada konuşulanların hepsini anlamaya başladım ne ara bu kadar ailedenmiş gibi hissetmeye başladım bilemiyordum. Şimdi baktığımda bütün bunları net bir şekilde görebiliyorum.

20141220_192327

[Yaklaşık beş saat noel kurabiyesi yapınca beyaz ışığı görmeye başlıyorsunuz:]

 

 

Yeni bir kültürü öğrenmeye çalışmak ve o kültürün parçası olmak insana çok şey katıyor. Farklı kültürlerde yetişen insanların aynı durumlar ve olaylar karşısında verdiği tepkiler ve bakış açıları bambaşka bir dünya ve o dünyaya adım atabilmek çok heyecan verici bir deneyim. Bu dünyaya adım atabilmek büyük bir çaba ve cesaretin ürünüdür ve değişim öğrencilerini bu kadar özel yapan da budur bence. Noeli ya da Paskalyayı o kültürden insanlarla aynı duyguları paylaşarak kutlamak gerçekten keyif vericiydi.

IMG_3635                                                                                              [Noel’de tüm aile birlikteydik ve aileden olduğumu  en çok hissettiğim zamanlardan biriydi]

DSC_0342

DSC_0190

[Mid-term oryantasyonunda hem yeni ve çok  farklı bir şehir olan Münih’i gezme hem de diğer ülkelerden gelen değişim öğrencilerini tanıma fırsatım oldu.]

Değişim yılım süresince birçok yenilikle tanıştım ve sanırım en ilginci ve keyiflisi kendimle tanışmamdı. Tanıdığım herkesten, doğup büyüdüğüm yerden uzaktaydım ve bu kendimi dışardan görebilmem için büyük bir şanstı. Yeni bir ülkeye gelmiştim sonuçta , beni tanıyan kimse yoktu ve tamamen kendim oldum. Gerçek ben olarak tanıttım kendimi onlara. Hayatta yapmam dediğim şeyleri yaptım. Mesela değişimden önce hayatta şarkı söylemezdim ama şimdi sorsanız noel korosunda şarkı söylemekten gerçekten çok keyif aldım. Ve bu bana şimdi bir şeyleri denemem için çok büyük bir cesaret veriyor. Denemekle hiçbir şey kaybetmeyeceğimi aksine belki de çok şey kazandıracağını deneyerek öğrendim.

13937023_502929313230572_466706534_n
[Değişim yılı daha başlamadan bile bana çok şey kazandırdı: çok zor bulunabilecek ve çok kıymetli bir dostluk.. aynı duguları paylaştığım ve birbirimizi çok iyi anladığımız canım arkadaşım Melisa.]

Değişim öğrencisi olduğum için o kadar mutluyum ki. Hayatımın en güzel senesi, kendimi tanıdığım sene, en büyük hayalim… Bunu gerçekleştirmemdeki en büyük paya sahip olan YFU ailesine ne kadar teşekkür etsem azdır. Hepinize minnettarım, iyi ki varsınız.

                                                                                                                       Fatma Çimen 

 

 

 

Leave a Comment
Article

”Merhaba” Günlükleri: Sudehan

Merhaba! Ben Sudehan.

sudehan1

Bundan bir hafta öncesine kadar “Merhaba Deutschland – Hallo Türkiye” programıyla Almanya’da değişim öğrencisi olarak bulunuyordum. Şimdide sizlerle değişimimin ilk gününe gidiyorum. İlk defa uçağa binecek ve ilk defa yurtdışına çıkacaktım. Bilmediğim coğrafyaların üzerinden uçarak Bremen’ e gelmiştim. Caddeleriyle, sokaklarıyla, binalarıyla, havasıyla bile bir başka ve farklı olan bir yerdeydim. Gözlerimi dört açıp, o havayı içime çekerek her yeri keşfetmek istiyordum. YFU’ nun bana kattığı en güzel duygulardan birisini işte o an hissetmiştim; merak. Çevreme, insanlara, konuşulan dile inanılmaz derecede merakım artmıştı. Merak duygumla keşfettiğim yabancı bir yer bana yabancı gelmiyordu artık. Burası benim hayallerimin alanı, burada kendimi geliştirmem için, yeni bir kültürü ve dili tanımam için pek çok fırsat var diyerek hayal bahçemde sınırsız oyunlar oynamaya başladım. Bu sırada yeni insanlarla samimi dostluklar kurdum.

sudehan2

Bir fotoğraf karesine koskocaman gülücükler sığdırdık YFU sayesinde.
Gönüllü annem benim almaya geldiğinde yeni bir ailem olmaya başladığının farkına varıyordum. Yeni bir evde ve yeni bir aileyle birlikte kalmaya başlamıştım. Her günümüz dolu dolu geçiyor ve akşam yemeklerindeki sohbetler apayrı şeyler katıyordu bana. Farklı dillere sahip olsak da anlaşmak için her türlü yolu deniyor ve çabalıyorduk. İşte o zaman gönüllü ailem benim için ikinci ailem olmuştu. Değişimin kazandırdığı bir diğer şey yeni bir aile idi. Alman kültürüne ait olan her şeyi yaşıyor ve tanıyordum. Gerek yeni ailem ve gerekse YFU ekibindeki arkadaşlarımla yaptığımız etkinlikler unutulmazdı.

sudehan3

Düşmekten korkmayıp yeni şeyler denemeyi YFU sayesinde tattım. Böylelikle değişim benim için daha kolay ve daha eğlenceli hale geldi.

sudehan4

Farklılıkların bir araya gelmesiyle ortaya çıkan gökkuşağında bir renk olmak çok güzeldi.
Bu kadar anlamlı ve değerli anları yaşarken bize her zaman yardımcı olan grup liderlerimize teşekkür ediyorum. Şunu söylemeliyim ki her şeyden önemlisi YFU sayesinde yaptığımız etkinlikler bana derin manevi duygular kattı. Bu kadar çok anı bu kadar çok duyguyu sadece iki haftada yaşadığıma inanamamakla birlikte bir yıllık değişimi iki haftada yaşayarak anlamlı ve faydalı tecrübeler edindim. Hayatımda sahip olduğum ve baktığım pencerelere yenileri eklendi ve yeni bakış açılarına sahip oldum. Şimdi yapacağım ilk şey YFU Gönüllüsü olmak çünkü ben artık sadece bir değişim öğrencisi değil YFU ailesinden biriyim. Kısa sürede büyük şeyler yaşatan YFU’ ya sonsuz teşekkürler…

Leave a Comment
Article

”Merhaba” Günlükleri: Öznur

Merhaba yazılarımıza öğrencimiz Öznur’un kaleminden devam ediyoruz:

 

Öncelikle yazıma bu programda bize yardım eden herkese teşekkür ederek başlamak istiyorum.

Neredeyse on altı yıllık hayatımın en güzel on beş tatilini bu proje ile geçirdim. Çok güzel arkadaşlıklar edindim, bana bir aile gibi oldu burada tanıştığım herkes.

Ilk gittiğimde biraz korkum vardı çünkü kendi ilimden tek başıma gelmiştim. Acaba anlaşabilir miyim sorusu kafamda dönüp duruyordu, ki herkes ile tanışana kadar.

Jugendherberge’da kaldığımız süre boyunca yirmi dört arkadaşıma ve dört YFU gönüllüsüne fazlasıyla alıştım. Kaldığımız şehir olan Bremen’i de kendi doğma büyüme şehrim gibi benimsedim. Tüm yolları hala aklımda.

IMG-20160131-WA0026

Ailelere gideceğimiz zaman gerçekten çok üzülmüştüm çünkü arkadaşlarımdan ayrılmak istemiyordum. Daha sonra bu üzülmenin yersiz olduğunu farkettim çünkü ailem gerçekten bana kendi çocukları gibi davrandı. Aile içindeki ilişkilerimiz normal bir ebeveyn çocuk arasındaki gibiydi, ne yaparlarsa daima beni de dahil ettiler, her gün halimi hatrımı sordular kendimi biyolojik ailemin yanında nasıl hissediyorsam hemen hemen aynı şekilde hissettim.

IMG-20160205-WA0071

Okulda benden bir yaş büyük kız kardeşim ile beraber dersleri alıyorduk, anlamakta hem benden bir sene üst olduğu hem de Almanca konuşulduğu için çok zorluk çektim. Son günlerde yavaş yavaş derslerde hangi konunun döndüğünü anlamaya başlamıştım, arkadaşlarım bana daima çok iyi davrandılar neler yapmak isterim, Türkiye’de neler yaparım, ne tarz müzikler dinlerim gibi bana olan ilgilerini belli eden sorular sordular.

Bu proje bana sadece Alman kültürünü öğrenmemden çok daha fazlasını kattı. Sayamayacağım kadar dostluk, Bremen’de bir aile, bir sürü yeni arkadaşlar ve YFU ile ileride bir gün gönüllü olarak çalışma fırsatı.

IMG-20160202-WA0036

Leave a Comment
Article

”Merhaba” Günlükleri: Elvin

”Merhaba Deutschland – Hallo Türkiye” programının Almanya ayağı 24 Ocak – 6 Şubat 2016 tarihinde tamamlandı. Katılımcılarımızdan Elvin Tuncel’in ağzından tecrübelerini dinliyoruz:

Merhaba!

Adım Elvin. Çok değil 4 gün öncesine kadar YFU sayesinde Almanya’daydım. Geriye dönüp baktığımda orada sadece 2 hafta geçirdiğime inanamıyorum. Yaşadığım deneyimi ve kazandığım değerleri, arkadaşlıkları düşündüğüm zaman sürenin kısalığına şaşırıyorum. Benim katıldığım “Merhaba Deutschland – Hallo Türkiye” programı 1 yıllık uzun YFU programının mini versiyonu gibiydi. Gitmeden önce kafamda fazlasıyla endişe ve korku vardı. Anne ve babamdan hiç ayrı kalmamış ve daha önce yurtdışına çıkmamış biri olarak haklıydım da. Ama burası öyle bir ortam ki kendimi yalnız hissetmeme bile zaman kalmadı diyebilirim.

IMG-20160202-WA0055

Grubumdaki yaş ortalamasının 15 olmasından dolayı büyük bir sorumluluk gerekiyordu ve üstesinden çok iyi gelindiğini düşünüyorum. Bize sadece yeni kültürler, yeni insanlar göstermek dışında unutulmaz dostluklar da kazandırdı. Belki böyle bir grupla denk gelmem benim şansım, emin değilim ama grup liderlerimiz de dahil olmak üzere inanılmaz iyi anlaştık. Asla unutmayacağım zamanlar geçirdim. Özgüvenim arttı ve kendime yeni hedefler edindim. Bunların hepsi de küçücük iki haftanın ardından gelişti.

IMG-20160207-WA0027

Buraya seçilmeden önce kendi ülkemi değerlendirmek, eleştirmek için diğer ülkeleri görmem gerektiğini söylemiştim. Bunu artık yapabildiğim için mutluydum. Bundan sonraki planlarım listesinin ilk sırasında YFU Gönüllüsü olmak geliyor. Bunun bir parçası olan, bana bunu yaşatan herkese çok teşekkür ediyorum. Hayatıma değişik bir bakış açısı kattılar.

Leave a Comment
Article

Bir Değişim Öğrencisi Misafir Etmenin Harika Olduğunu Gösteren 10 Neden!

Değişim yılının en önemli öğelerinden biri de gönüllü evsahibi ailelerimiz.. Bir yıl boyunca hiç tanımadığınız bir ailenin üyesi olmaya çalışmak ya da bambaşka bir ülkeden gelen bir öğrenciye kucak açmak, değişim yılının en meşakkatli, ancak aynı zamanda en öğretici ve keyifli deneyimi…

Utku ile ABD’li yeni ailesi, bir aile olmayı en güzel şekilde başarıp; birlikte çok güzel bir değişim deneyimi yaşayan binlerce değişim öğrencisi ve evsahibi aileye sadece bir örnek… 2015/16 değişim yılı öğrencilerimizden Utku’nun evsahibi annesinin evsahibi aile olmanın harika yönlerine ilişkin yazdığı blog yazısını sizin için Türkçe’ye çevirdik. Keyifli okumalar diliyoruz.*

BİR DEĞİŞİM ÖĞRENCİSİ MİSAFİR ETMENİN HARİKA OLDUĞUNU GÖSTEREN 10 NEDEN

Bu yıl, ailecek tüm okul yılı boyunca evsahipliği yapmak üzere bir değişim öğrencisi kabul etmeye karar verdik. Daha önce de bunu yapmış ve harika bir deneyim yaşamıştık. 2012 yılında Almanya’dan 16 yaşında Charlotte isimli bir öğrenciye evsahipliği yapmıştık; o zaman oğlumuz 8 yaşındaydı. Bu sefer 16 yaşında Utku adında bir Türk öğrenciyi ağırlıyoruz ve oğlumuz şu an 11 yaşında. Hep beraber gülüyor, öğreniyor ve haftada bir kez Türk yemekleri pişiriyoruz.

Bu deneyimin neden bu kadar mükemmel olduğuna dair 10 sebep:

Bir: Onu yengeç yakalama sanatıyla tanıştırdık.                            

2-kayaking-560x420

 

 

 

 

 

 

 

İki: Kano sürmeyi öğrettik.

1-crab-boat

Üç: Pasifik Okyanusu’nun çok da soğuk olmadığına ikna ettik.

3-pacific-ocean-560x420

Dört: Traktöre tutunup sakın düşmemesini söyledik.

4-tractor-560x747

Beş: Armut toplamayı (ve dengede tutmayı) gösterdik.

5-pears-560x747

Altı: Kendi balkabağını seçmesine ve arabaya taşımasına izin verdik.

6-pumpkin-patch-560x747

Yedi: Cadılar Bayramı’nda çiftlik ritüelleriyle tanıştırdık.

7-pumpkin-kitsch-560x420

Sekiz: Onu Oregon’un en uzun şelalesine götürdük.

8-multnom-falls-560x747

Dokuz: Yürüyüşümüz üzerindeki tüm büyük ağaçları gösterdik.

9-big-trees-560x747

On: Etrafına yaydığı tüm ağabeylik duygularını çok sevdik.

10-brother-affection-560x747

 

*Yazının orjinaline aşağıdaki bağlantıdan ulaşılabilir:

http://www.lorimasondesign.com/10-reasons-why-hosting-an-exchange-student-is-fantastic/

Leave a Comment